12 Nisan Koç YeniAyı : Bir Başkasının Yolunu…..

Koç burcunda bir hizaya gelmiş gökyüzünün bir de Koç YeniAy ile taçlanıyor oluşu, Koç arketipine dair bir çok anlamın katman katman açılmasına vesile oluyor. Bu sabah benim içinde açılan anlamlardan biri de şu cümleyle yankılanıyor : Bir başkasının yolunu onun yerine yürüyemezsin….

Acının çok fazla görünür olduğu zamanların içinden geçerken yakın çevremizde, sevdiklerimizin, tanıdıklarımızın içinden geçtiği ve hatta zaman zaman geçemediği halleri görüyoruz. İçim kıyılıyor,  yoğun bir şefkat büyüyor içeride böyle anlarda. Yeri geldiğinde bu şefkatten doğan güçle acıya müdahale etmek, karşımdakinin acısını dindirmek için harekete geçiyorum. 

Ve lakin bazı zamanlarda da ne yaparsam yapayım o acıyı dindiremeyeceğim gerçeğini alçak gönüllükle kabul etmem gerekiyor. Çok hassas dengelerin olduğu böyle zamanlarda kendimde de gözlemlediğim bir “kurtarıcı” rolü açığa çıkabiliyor. Uyanık değilsem yeteri kadar, bir bakmışım ki bir kahraman edasıyla karşımdakini mağdur kendimi de kurtarıcı rollerine yerleştirip çabalayıp duruyorum. Bu o kadar sinsi bir kulvar ki yıllar bir ilişkinin içerisinde böyle geçip gidebiliyor. Burada yatan dinamiği gözlemlediğimde ise aslında kimin kurtarıcı kimin mağdur olduğu içe içe geçmiş oluyor. Karşımdakini kurtardığımı sanırken özünde kendimi korktuğum gerçeklerden korumaya çalışıyor olabiliyorum. 

Kurtarıcı arketipi illa ki de karşımdakini fiziksel bir şeyden koruduğumda açığa çıkmıyor. Kimi zaman kendimi psikolojik seviyede daha güçlü diğerini daha zayıf bir yere konumlandırdığımda görünür oluyor. Onun ruhundaki yaraları haddim olmadan iyileştirebileceğim sanrısına kapılmış olabiliyorum. Ona yeteri kadar ilgi, sevgi verirsem, yeteri kadar şımartırsam yaraları kapanacak diye kendimi kandırarak geçebilir aylar, ve hatta yıllar. Ha burada “ama Eda sevgi vermeyelim mi” minvalinde yorumlara şimdiden cevap vereyim, tabii ki sevginin iyileştirici gücüne inanıyorum, bizzat ruhuma işledi o güç, lakin karşımdakinin kendi yaralarını sarmaya, kendini kucaklamaya niyeti olmalı. Yoksa işte mevzu iki tarafın da rolleri (kurtarıcı-mağdur) içine sıkıştığı bir ilişki çıkmazına giriyor. 

Bazen de ruhsal seviyede kendimi diğerinden daha üstün bir yere konumlandırma gafletine düşebilirim. Beşerdir şaşar dediklerinden. Ben ilahi güçlerle daha temastayım o ise yolunu kaybetmiş bir şaşkın. Özellikle de “ışık işçileri” gibi terimlerle egonun sürekli pompalandığı new age spritüelizminde bu dinamik pek bi güçlü. Deneyimden konuşuyorum, geçtim oralardan 🙂 O birtakım bilgilere ulaşmış olmanın verdiği hayret ve çoşkuyla birden ruhsal kurtarıcıya dönüşebiliyor insan.

İşte tam buralarda sınırlarını bilen, karşısındakinin sınırlarına da özen gösteren bir yerden geliyor büyüme. 

Koç’ta hizalanmış gezegenlerin kulaklarımıza fısıldadıkları “bir başkasının yolunu onun yerine yürüyemezsin.” 

Kendi hayatının kahramanı olmak varken bir başkasının hayatında zorluklarla, iniş çıkışlarla, kaybolmalarla öğreneceği, keşfedeceği şeyleri bir hava yastığı olarak engellemek niye 🙂 

Bu onun hayatı, bırak dağınık kalsın.

Bu onun yolu, attığı her adımın sorumluluğu kendisinde.

Bu onun acısı, içinden geçip büyüyeceği. 

Şefkatli bir yerden destek, ilgi ve yardım vermek elbette ki çok şifalı, ve hatta mümkünse topluluk içerisinde böyle sarmalanmanın  gücü muazzam. Buralar değil benim açmaya çalıştığım yer. Daha çok ikili ilişki dinamiklerinde görünür olan, sinsi bir kurtarıcı-mağdur dinamiğini anlatmaya çalıştığım. 

Ve işte Koç YeniAyı der ki sen kendi yolunu yürü, bir başkasının değil.

Yorum Yap

E-Postanız güvende. Gerekli alanları doldurunuz*