2019’un başı, retrolarla bir ileri bir geri geçen yazın ardından hareketlenmemiz için gereken enerjilerle doluydu. Gökyüzünde her şey ileri doğru hareket ediyordu ve bizler de kendi yaşamlarımızda geçmişi geride bırakıp yol alma arzusu ile doluyduk. Tam yaydan çıkmış ok gibiydik. Derken gezegenler pıtır pıtır Balık burcuna girdi ve üstüne bir de Merkür retroya başladı. Balık burcuna giren her gezegen Neptün’le bir oldu. Hatta bu yoğun su elementi gezegende kendini sellerle bile gösterdi. Bizlerse duvara çarpan ok misali şöyle bi durduk. O leyla haller geldi çöreklendi üstümüze. Hatta bazılarımıza kara sular indi ve yaşam bir süreliğine Neptün’ün bulanık sularında seyretti.

Nisan ortalarında şükür dedik Merkür retrodan çıktı, zaten Güneş de Koç burcuna girmişti. Doğa da uyanmaya başlıyordu. Biraz hareketlilik geldi, derin sulardan çıkma arzusu yükseldi. Nisan sonuna doğru Merkür de Venüs de Koç burcuna girerek yeni bir döngüye başladılar. Bizler de Koç enerjisiyle dolduk taştık, yeni planlar, fikirler havada uçuşmaya başladı. Yaptığımız işlere daha bir sıkı sarıldık.

 

Bütün bunlar olurken ise arka planda Satürn, Pluto ve GAD’ın Oğlak burcundaki hizalanması hep vardı. Sahnenin ağır abileri olarak asıl ayarı onlar veriyorlardı, veriyorlar. Kişisel sınırlarımız, gücümüz ve otoriteyle olan ilişkimize dair yoğun sınanmalarla hayatlarımızın bazı alanlarında kırılmalar ve dönüşümler deneyimledik, deneyimliyoruz. Diğer taraftan kolektif düzlemde ise Oğlak burcuyla temsil edilen konularda da yoğun bir gerilim var. Otoriteye ya isyan kendini gösteriyor ya da otorite gücünü daha da baskıcı bir şekilde kullanmaya çalışıyor. Yönetim şekilleri, para ve ekonomik sistemlere yönelik baskı (Satürn) ve krizler (Pluto) giderek artıyor.

 

Bu hikayenin asi çocuğunu ise unutmamak gerek; Uranüs! Boğa burcuna girişiyle astroloji camiasında neler olabileceğine dair çok şey anlatıldı. Beni en çok heyecanlandıran ise üzerinde yaşadığımız gezegenin, yuvamızın sömürüsüne yönelik isyanlar olma ihtimali idi. Tahmin ettiğimden de ilginç bir şekilde Greta adındaki cesur varlık yetişkinlerin umursamazlığına, pes etmişliğine isyan etti. Neredeyse dünya çapında bir eylem dalgası yarattı. Üstelik eyleme gidenlerin çoğu ergenler! Ergen isyanı Birleşmiş Milletler’in artık kitlesel bir yokoluşa gittiğimizi kabul etmesine ve global bir eylem planına davete yol açtı. Waow. Uranüs aşkına! Greta ve bütün gençler aşkına! Sonumuz hayrola!

 

Umudunuzu istemiyorum. Umutlu olmanızı istemiyorum. Panik olmanızı istiyorum… ve eviniz yanıyormuş gibi harekete geçmenizi istiyorum.

 

Ya şimdi?

Şimdi Güneş ve Merkür de Boğa burcunda. Yakında Venüs de Boğa burcunda eşlik edecek onlara. Bir ay öncesinde Koç enerjisiyle hareketlenmiş, birtakım yeni fikirlerin, projelerin heyecanına kapılmıştık. Şimdi ise o gazların bazıları Boğa duvarına çarpmış olabilir. Boğa burcu Koç’un aksine gaza gelme burcu değil de ayakların yere basması burcudur. Yani şu an yapmak istediklerimizin ne kadarı gerçekçi, ne kadar uygulanabilir anladığımız bir süreçteyiz. Ehh Boğa parayla da bağlantılıdır. Belki bazılarımız o hayallerin uygulanabilir olması için para gerektiğinin, emek ve çaba gerektiğinin farkına varmıştır. İşte şimdi o planları, fikirleri, projeleri ve hayalleri uygulanabilirliği üzerinden eleme zamanı. Pratik ve fonksiyonel olanları yanımıza alıp gazla geleni geride bırakmak gerekebilir.

 

16 Mayıs’ta Mars İkizler burcundan çıkıp Yengeç burcuna geçecek. Bu yıl Yengeç burcuna giren her gezegen Oğlak burcundaki hizalanmayı tetiklediği için biraz meydan okuyucu bir etki yaratabilir. Hele söz konusu Mars ise; duygusal olarak tetiklenmeler yıkıcı etkiler yaratmaya açık. Milliyetçilikle bağlantılı şiddet eğilimlerinde artış olabilir. Bireysel yaşamlarımızda ise “pasif agresif” tutumlarımız artabilir. Aile ve akrabalık bağlarının şöyle bir sarsılma olasılığı da var. Mars Yengeç burcunda rahat edemez, çünkü harekete geçmek, hayatta kalmak ve savaşmakla ilgili güçlü dürtüler Yengeç burcunun dişil ve duygusal dünyasında yön kaybına uğrar. Bu 16 Mayıs – 2 Temmuz arası duygusal tetiklenmelerin güçlü olacağı ve sonuçlarının da yıkıcı olabileceği anlamına geliyor. Eğer bu enerjiyi yapıcı bir şekilde kullanmak istersek de eylemlerimizin altında yatan duygusal motivasyonlarımızı araştırabiliriz. Mesela karşınızdakine söylediğiniz ve yaptığınız şeyin asıl amacı belki de ona karşı öfkeli olmanız, kıskanıyor olmanız, hayal kırıklığına uğramış …. vb. olabilir.

 

Son olarak 23 Haziran seçim günü hakkında biraz kelam etmek gerekirse;

Ben seçim sonuçlarına yönelik astrolojik tahminlerde bulunmayı sevmiyorum ki zaten bir astrolog olarak son 5 yılda dünya çapında yapılan tahminlerin çoğunun çıkmadığını gördüm. Üstelik oldukça iyi astrologlar tarafından Amerika ve Avrupa’daki seçimlere yönelik yapılan öngörülerde bile aksi gerçekleşti. Neden?

Çünkü eskiye oranla kolektif bilinç çok hızlı bir şekilde sürekli değişiyor ve gelişiyor. İnternette yayılan bir video bile çok büyük bir bilinç sıçramasına sebep oluyor. Bu kadar değişken bir düzlemde insanlığın iradesini hafife almamam gerek kanımca.

Öngörü olarak değil de fikir almak adına 23 Haziran’a baktığımda yukarıda bahsettiğim Yengeç enerjisinin zirvede olduğunu görüyorum. Merkür ve  Mars, KAD ile birleşmiş ve Oğlak burcundakilere karşıt yapıyor. Bu ait olunan topluluk ve gruplar, aile, vatan konularında normalden çok ama çok daha fazla hassas olunacağını gösteriyor. Duygusal çıkışların zorlayıcı sonuçları olabilir. Bence şimdiden kriz zamanlarında duygusal iniş çıkışlarımızı sağlıklı bir şekilde ifade etmenin yollarını arasak iyi olur.

 

Herşeyin sevgiyle gerçekleşmesi umuduyla,

Eda O. Zakaria, ASA, MAPAI

 

Yorum Yap

E-Postanız güvende. Gerekli alanları doldurunuz*