Akrep Dolunayı ile Gelen

Akrep dolunayının şifası bu sabah geldi benim için. Kalp çakrası üzerine odaklanan bir kundalini yoga çalışmasında eğitmen başlarken kalbinizde sıkışıp kalmış bir üzüntü veya öfkenin şifalanmasına niyet edin dedi. Gözlerimi kapattım. Ellerim kalbime yakın, nefesim çoook derine inerken gözlerimin önüne çocukluk arkadaşım geldi. Onun birden gözlerimin önünde belirmesine şaşırırken sabah uyanmadan önceki rüyamda da onun olduğunu hatırladım. Ateş nefesi alırken kendi ritmime göre, bu sefer de o arkadaşım ve annemin içinde olduğu bir ergenlik anım geldi zihnime. Nefesim sıklaştı, göğsüm sıkıştı. Gözyaşlarım döküldü. Pratiği yarıda kesip ağladım bir süre. İçeride hala yaşadığı o günü hazmedememiş bir genç kız vardı. Çabası görülmemiş. Sevinci göğsünde sıkışıp kalmış. Bana anlatmak istedikleri vardı anlaşılan. 

Aslında adeta bir çatlak oluşmuştu ve o çatlaktan sıkışıp kalmış her ne varsa dışarıya doğru akıyordu usulca. 35 yaşımdan o yaşıma doğru uzandım. Görüyorum seni, çabanı onurlandırıyorum dedim sessizce o genç kıza. 

Ve ben işte buradayım her ihtiyacın olduğunda, aradığın o sıcaklığı sana verebilir, ellerini tutabilirim. 

Yalnız değilsin.

Yalnız değilsin.

Ve seviliyorsun.

Akreptir benim geçmişim, Satürn’üm, Pluto’m ve dahi Güney Ay Düğümü’m Akrep burcunda ve üstelik haritamın dip noktasını da Akrep burcu kesiyor. Geçmiş derken hem çocukluğum hem de kadim geçmişimden yani geçmiş yaşamlarımdan bahsediyorum. Krizlerin içinden yükselen bir geçmiş bu. Kayıplarla, ihanetlerle, karanlıkla dolu olduğu gibi gücümün kaynağı da aynı zamanda Akrep. Bu dolunay işte tam buraya dokundu. Sır küpüm dolunayın parlak ışıklarına dayanamayıp açılıverdi. İçinden kırık dökük çocukluğum ve ergenliğim çıktı. Sonra tekrar ama tekrar hatırladım garipliğimde yatan gücümü. Daha çok küçük bir kızken bile derinden hissettiğim o yabancılık, bende bir tuhaflık var hissinin aslında gücümün geldiği yer olduğunu kabullendim bir kere daha. 

Bugün beni ziyarete gelen o genç kıza da hatırlattım bunu. İnsan incindiği yerden büyür ve incindiği yerden sever, dedim. Ve sarıldım sımsıkı. 

Akrep şifacıdır der dururuz, hem de en hakikisinden. Çünkü en derine iner ve karanlıkta kalmış, üstü küf tutmuş her ne varsa onu bulup çıkarır. Ve yüzleş der. Helalleş. 

Akrep burcu insanından değil, bir arketip olarak Akrep’ten bahsediyorum tabii ki. Mesela dünkü dolunay bu güçlü arketip enerjisini getirdi koydu önümüze. Bu sebeple dağıldık, ağladık, sıkıştık ve şifalandık eğer gerçekten derine indiysek. 

Akrep, bir su elementi burcu olarak dişil bir prensiptir ve dibi görünmeyen sular gibi durgundur. Yani gözlemcidir bir başka deyişle. Akrep tekin değildir buradan çıkar; sessizce seyr-i alem eder. Yalnızlığı kendine yaren etmeyi öğrenmiştir. Kadim geçmişimden gelen bütün bu akreplikler bende hep içsel bir gerginlik olarak durur idi. Zaman zaman da hala yoklar tabii. Bu sabah ise ergenliğim boyunca acısını çektiğim bu hallerin şimdi olduğum kadına dönüşmemdeki katkısını gördüm. Ferah bir kabullenme geldi yüreğime. Her şey olması gerektiği gibi işte dedim.

Şimdi ise düşünüyorum daha kaç yüzleşme gerekecek ardımda bıraktığımı sandığım o ergenlik ve hatta çocukluk yıllarım için… Sonra aklıma Jung’un söyledikleri geliyor ( Jung değil miydi yoksa?) Hayatımızın otuzdan sonraki kısmı ilk otuz yıl içerisinde yaşadıklarımızı sindirmek ve şifalandırmakla geçer ancak bu gerçekleştikten sonra gerçek ben’i deneyimlemeye başlarız… gibi bir şeydi. 

Akrep o bulanık suların içindeki öze ulaşmaya çalışan bir arketip olarak “neden” sorusunu hep cebinde taşır. Neden ben, neden bu deneyim, neden bu şekilde veya şu şekilde…. Ve bu sorulara cevapları kitaplarda bulamayacağını bilir. İstikamet bütün sırların toplandığı yerdedir : kendinde.

Ve Kral Arthur henüz yeni yetme bir inisiye iken üstadı Merlyn ona der ki “unutma Arthur tüm evreni anlamak istersen hiçbir şey anlamazsın, ama kendini anlamayı istersen tüm evreni anlarsın.

Veya o hadiste olduğu gibi “Kendini bilen, Rabbini bilir. 

Kendini bilmek ise yüksek dozda Akreplik gerektirir 🙂

 

Sevgiyle

Eda

3 Yorumlar

  • Serpil Yayınlandı Mayıs 8, 2020 7:04 pm

    Güneşim, Neptün,Juno Akrep’te… Eskiden burcumu söylemekten bile çekinirdim. O kadar net ki yazdıklarınız benim için. 56 yaşındayım. Bazen işte o yazdığınız 2. 30 yılın sonlarını görüyor gibi olsam da,galiba ömürlük bir yolculuk bu. Daha bugün bir dostuma “bende mi bir tuhaflık var?” diye sorduğuma göre

    • Eda Ocak Yayınlandı Mayıs 9, 2020 8:27 pm

      Gerçekten ömürlük bir yolculuk hele de Akrepler için ama bir yandan da yaşasın tuhaflık 🙂 bu kadar “normal”in içinde tuhaf olmak bir lütuf sanki 🙂

  • Dila Yayınlandı Temmuz 13, 2020 10:46 pm

    Sayenizde içimin derinliklerinde varlığını hep hissettiğim ama artık aynı zamanda adını koyup sahiplenebildiğim Akrep’e can-ı gönülden “iyi ki” dedim bu yazıyı okurken… Hakikati ve kendini aramaktan hiç vazgeçmeyen Akrep’e “iyi ki”

Yorum Yap

E-Postanız güvende. Gerekli alanları doldurunuz*