Piramidin tepesinden aşağıya doğru bir iniştir Başak burcu. Evrimsel yolculukta Aslan burcuyla keşfe çıktığımız benliğimizin, şişirdiğimiz egonun sönmeye başladığı evredir bir başka deyişle. Önce Mars giriyor bu evreye, sonra Venüs ve Güneş ve son olarak da Merkür. 30 Ağustos’ta ise bir Başak YeniAyı…. Hepsi de Aslan’ın görkemli tahtından Başak’ın alçakgönüllü tezgahına giriş yapıyor.

Zodyak kuşağı bir evrim kuşağıdır ve tam da bu sebeple Başak burcunu önceki burç olan Aslan’dan ve sonraki burç olan Terazi’den ayrı değerlendiremeyiz. Yazın bir kısmını Aslan burcu enerjisiyle geçirdik, yani güçlendik, gücümüzü yeniden keşfettik, yaratıcı enerjimizi hatırladık dinlenmeye çekildiğimiz alanlarda. Özümüze güvenmeyi hatırladık hatta.

Ve şimdi sonbahara doğru ilerlerken Başak enerjisi ile sindirmeye, işlemeye başlayacağız keşfettiklerimizi, deneyimlediklerimizi, kendimize dair öğrendiklerimizi.

O halde biraz Başak arketipine yakından bakalım.Başak burcu hepimizin doğum haritasında bir yere denk geliyor yani bu arketipten hepimiz tanıdık bir şeyler buluruz. Özellikle de Ağustosun son haftaları ve Eylül’ün ortasına kadar güçlü bir Başak enerjisi olacak. Şimdiden Başak burçları canların doğum günleri kutlu olsun ve bu yazım onlara armağan olsun 🙂

Her burcun olduğu gibi Başak burcunun da çok temel bir motivasyonu var. Bu motivasyon üretme ve hizmet etme fonksiyonlarıyla bağlantılı. Titiz, çalışkan gibi sıfatlara sığdırılmaya çalışılan bu arketip aslında bundan daha derin. Başak arketipinde, birey Aslan evresinde kendisine dair keşfettiklerini, yarattıklarını, kendisiyle dolup taşan o enerjiyi bütünün hizmetine sunmayı öğrenmeye başlar. Temel motivasyon bu noktada faydalı olmaktır. Bunun olabilmesi için de adeta bir dedektif gibi sistemin içerisine girip analiz etmesi, tasnif etmesi gerekir. Vereceği hizmet veya sunacağı ürün her ne olursa olsun bütünün pratik bir şekilde ve en iyi şekilde faydalanması gerekir. Bu sebeple de her bir ayrıntıya dikkat edilmeli, nerede eksik nerede bir gedik fark edilmelidir ki düzeltilebilsin.

 

Kendisiyle öz eleştiri ve analiz üzerinden bağ kurmaya çalışır. Bir önceki Aslan evresinde ortaya çıkan “tanrı egosu”ndan çıkabilmek, o görkemli olmaya dair illüzyonlardan sıyrılabilmek için daimi olarak içsel ve dışsal bir yoklama hali vardır. Yoğun bir şekilde kişisel gelişime ve öz düzenlemeye ihtiyaç duyulduğu için iç gözlem güçlüdür. Aslında Başak arketipinde birey doğar doğmaz “bir şeyleri düzeltmem gerekiyor.” inancı ile dünyaya adım atar. Bunun altında “yanlış giden bir şeyler var.” inancı vardır. Daha derin seviyede ise birey bir suçluluk hissi ve bunun telafisi içerisindedir. “Asla yeterince iyi olamayacağım.” gibi kodlarla bu suçluluk hissi, içsel yargıç tarafından sürekli bir şekilde pekiştirilir.

 

Peki neden?

Çünkü Başak sürecinde hepimiz alçak gönüllü olmayı öğreniriz. Bir önceki evre olan Aslan sürecinde sağlıklı bir ego geliştirebilmek için çabalarken gazı fazla kaçmış egoyla bütüne hizmet edemeyeceğimiz Başak döngüsünde o gazın inmesi gerekir. Bu sebeple doğum haritasında yoğun Başak enerjisi taşıyanların aslında geçmiş yaşamlarında abartıya kaçmış Aslan enerjisi olma ihtimali yüksektir. Bu yaşamda alçak gönüllü olmayı ve kendileri yerine hayatı ciddiye almayı öğrenirler. Bu sebeple Başak, karmayla en alakalı burçtur. Ne ekersen onu biçersin prensibi Başak burcunu anlatır adeta. Bu sebeple de zor bir evredir Başak evresi. Zodyak’ın 6. Burcu olarak, “ben” evresinin son halkasıdır, Başak’tan sonra “ben” ile değil; “biz”, “toplum” “evren” gibi konulara giriş yapmaya başlarız. Dolayısıyla Başak burcu benliğin inşasındaki son eşiktir. Bu yüzden de biraz mazoşist bir eğilim de vardır. Farkında olduğu veya olmadığı bir suçluluk hissi taşıdığı ve bunun telafisini de aradığı için bir çeşit kişisel mazoşizm yaratıp kendini çarmıha gerer. Mazoşizm patolojisi ise  farklı formları ve uygulamaları olan içsel ve dışsal bir kriz yaratır. Krizler her zaman bir analize yönlendirir ve bu da kişiye öz bilgi sağlar. Yani içsel krizler ( aşırı eleştiri, kıyaslama, kendini aşağılama gibi) bir şekilde kendisine dair bilgi edinmesinde yardımcı olur ancak bu acı verici bir şekildedir.

 

Kişi kendini hor gördüğü ve suistimal ettiği için, dış alemde de bunu ona yapacak benzer kişileri hayatına çeker. İlişkiler alanı kendisine eziyet etmesi için idealdir. Kendi ihtiyaçlarındansa başkalarının ihtiyaçları ile daha ilgili olabilir. İlişkilerinde kendi ihtiyaçları görülmediğinde bunu hak ettiğini düşünebilir. Suçluluk hissi ilişkilerini de esir alabilir. Ancak ilginçtir ki mükemmellik arayışından dolayı kendine yönelttiği  eleştiri oklarını kişi, diğerlerine de sertçe yöneltebilir. Bu noktada diğerleri dışarıdan bunun altında yatan mükemmeliyetçi sebebi göremiyorsa Başak enerjisi yoğun olan kişiyi art niyetli olarak görebilirler. Bu durumda eleştirilerinin dozajını ayarlamakta zorlanan Başak, daha da yalnızlaşabilir.

Kendini hafife alma ve aşağılama birçok farklı formda görülür. Ayrıca bu içsel olarak ne kadar yalnız olduğu gerçeği ile yüzleşmesini engelleyen bir kişisel kaçışa da yönlendirir. Bu noktada ise Başak burcuna atfedilen sıfatlara çarparız. Çalışkan, titiz, takıntılı… Çünkü birey kendini aşırı derecede meşgul ederek, yoğun çalışarak, zihni yüzeysel her türlü meseleyle doldurarak yüzleşmek istemediği bir gerçekten kaçmaya çalışır.

 

Derin içsel boşluk ve yalnızlık hissi….

 

         İbadethaneler tam bir Başak – Balık bütünleşmesidir.

İşte burası Başak burcunun zıddı olan Balık burcuna doğru götürür bizi…

Çünkü Başak’ın yalnızlığı ve boşluğu ruhunu sarıp sarmalayacak olan Yaradan ateşinin eksikliğinden kaynaklanır. Hakikati fragmanlar şeklinde algılamaya çalışırken kaçan büyük resmin hatırlanması için Başak’tan Balık burcuna doğru bir yolculuk gerekir. Birey bilinmeyeni kucakladığında ve kontrol edemediği şeyler olduğu gerçeğini kabul ettiğinde bu içsel boşluk daralmaya başlar. Bu sebeple eğer Başak enerjiniz yoğunsa günlük hayatınıza sizi teslimiyete, kabule ve huzura çekecek pratikler eklemeniz ruhunuza çok iyi gelir. Özellikle de varoluşun mükemmel olmadığını, aksine sürekli devinim halinde bir evrimsel yolculuk olduğunu hatırlatan spiritüel öğretiler o suçluluk hissinin dağılmasına yardımcı olabilir.

Böylelikle kişi yeni bir başlangıç yapmak istediğinde “en iyisini nasıl olsa yapamayacağım” inancıyla paralize olmaz. Hata yaptığında kendini çarmıha germez. İşler yolunda gitmediğinde anksiyete krizleri geçirmez. Herkesin evrimsel sürecinin kendine özgü olduğunu bildiği için istenilmediği halde müdahale etmez. Olduğu gibi kabul etmesi gereken zamanları ve çalışıp çabalaması gereken zamanları bilir.

 

 

 

 

 

Başak burcu zıddı olan Balık ile birleştiğinde ise;

Kendinizi gönül rahatlığıyla teslim ettiğiniz o ameliyat öncesi dua eden cerrahtır…

Her asananın üzerine ömrünü adayan ama gerektiğinde olduğu kadar diyen yoga eğitmenidir…

Hata kabul edilmeyecek her projenin altına imza atandır yani; kıtalar aştığımız uçakları yapan mühendistir…

Gerçekliğimizi sol beyinden algılamamız için istatistik tutan zekadır….

Sorunlarımıza en etkili ve pratik çözümleri bulan her zaman yardıma hazır dosttur, eştir….

Arap saçına dönmüş bir meseleye kimse el uzatmak istemezken ben yaparım diyendir…

 

Ayrıca Türkiye’de eksikliğini en çok hissettiğimiz enerjidir Başak…

Başak burcuyla dengelenmemiş bir Balık enerjisini deneyimleriz Türkiye’de; yani her şeyi akışına bırakan bir diğer deyişle kaderci bir anlayış. Olayları kontrol edip değiştirme, en iyi haline getirmek yerine her şeyi başkasına ya da Yaradan’a teslim eden, gerçeklikle bağını koparmış kendi hayal aleminde süzülen bir atmosfer bu. Başına gelen her şeyi kabul eden bu aşırı Balık enerjisini dengelemenin yolu da Başak’tan geçer.. Kolaya kaçmayıp sorumluluğu yüklenen, mantıklı analizler yapan ve sıkı çalışma, sağduyu ile daha iyiye evrilebileceğimizi hatırlatan Başak burcu bu topraklarda en çok ihtiyacımız olandır. ( Türkiye’nin Kuzey Ay Düğümü Başak burcudur.)

Başak’tan sonra gelen Terazi ise herşeyi tek başımıza halledemeyeceğimizi hatırlatır. Gerektiğinde işbirliği yapmakta sakınca yok der. Ancak biz şimdilik ( 23 Eylül’e kadar) bu Başak enerjisi içerisinde biraz demlenelim. Yazın biriktirdiğimiz enerjiyi bütüne hizmet edecek, fonksiyonel, pratik ve içinde ruhu da olan işlere adayalım kendimizi.

Son olarak aşırı kullanılmış olsa da Başak arketipine daha iyi gelecek bir dua yok heralde 🙂

Tanrım,

bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için cesaret,

değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenmek için sabır,

ikisi arasındaki farkı bilmek için akıl ver.

 

Sevgiyle,

Eda

2 Yorumlar

  • Canan Kayışlı Yayınlandı Ağustos 18, 2019 5:42 pm

    Sevgili Eda, her paylaşımını merakla bekliyor ve okuyorum.Bunlar sadece Astrolojik paylaşımlar, yorumlar değil, adeta hayata dair öğretiler, adeta yol haritası. Emeğine saygıyla.
    Teşekkürler

    • Eda Ocak Yayınlandı Ağustos 18, 2019 5:53 pm

      Sevgili Canan, emeğimi görüp onurlandırdığın için şükran doluyum. Okuyan gözlerine sağlık 🙂

Yorum Yap

E-Postanız güvende. Gerekli alanları doldurunuz*