Hem hareketli hem de bir süredir etkili olan enerjilerin yön değiştirdiği bir haftaya giriyoruz. Yılda 2 kere gerçekleşen Pluto ve Güneş arasındaki uyumlu açı güçlü bir dönüşüm enerjisi taşıyor.

Bu yılın en önemli göksel mesajı olan “Güç” üzerine vurgu artıyor.

Söz konusu Pluto olunca güç, korku ile beraber zihnimde yankı buluyor.

Thich Nhat Hanh, ölümden korkarız, ayrılıktan korkarız ve hiçlikten korkarız, diyor. Sanki ölüm hepsini kapsıyor. Bu sebepledir ki güç üzerine biraz derinlemesine düşündüğümde yaşamdaki nihai güç olarak hep aklıma ölüm geliyor. Pluto da ölüm ve güç kavramlarının birbiri içine girdiği bir gezegen. Bu hafta Güneş ile açısı, bizlere benliğimiz, kimliğimizle bağlantılı gücümüzü hissedebilmemiz için neyi öldürmemiz gerektiğini soruyor. Daha doğrusu eğer şimdi güçlü hissediyorsak bunun geçmişte neyi öldürdüğümüz dönüştürdüğümüz için olduğunu kavramak aydınlatıcı olabilir.

Etkisini özellikle Salı günü hissedeceğimiz bu enerji arzulamamıza rağmen ertelediğimiz şeyleri yapma motivasyonu da getirebilir.

Merkür’ün bu hafta GAD, Satürn ve Pluto ile olan uyumlu açıları ise hayatlarımızda eşzamanlılığın güçlü bir şekilde çalışacağını gösteriyor. Hayatınızın bir yerinde birilerinin açıklık, netlik kazanmasına yardım ettiyseniz hayat bunun armağanını size tahmin etmeyeceğiniz bir şekilde getirebilir. Ayrıca zihinsel olarak daha net ve rasyonel olacağımız bir hafta. Bir süredir elimizde olan ama son noktayı koymakta zorlandığımız işler için gereken zihinsel açıklık ve kararlılığı  bu hafta bulabiliriz. Merkür’ün açıları her ne kadar uyumlu olsa da olay ve durumlara sadece işlevselliği üzerinden bakma riski de taşıyor.

 

Hafta içinde Venüs de Boğa burcuna giriyor. Bu gökyüzünde  yoğun bir toprak elementine vurgu yapıyor. Hemen arkasından Mars’ın da Yengeç burcuna girişiyle bu hafta hava elementi eksikliği olacak. Bu hayatlarımızda bir şeyleri yapmaya, inşa etmeye, korumaya çok daha fazla zaman ve emek harcayacağımızı gösteriyor. Öte yandan iletişime girip fikir alışverişinde bulunmak diğerleriyle entelektüel etkileşime girmek konusunda isteksizlik olabilir. Bu durumun üstüne Venüs – Uranüs kavuşumunu da katarsak ilişkilerde bir kırılma yaşanma ihtimali de var. Venüs ve Uranüs uzun upuzun bir zamandan sonra ilk defa Boğa burcunda bir araya geliyor. Bu ilişkilerde kalıcılık, güven ihtiyacı, istikrar, bedensel ihtiyaçlar konusunda bir anlayış değişimine işaret ediyor. Boğa burcunun herşeye rağmen olanı korumaya, elinde tutmaya yönelik gölge tarafının farkına varmamız için bu hafta fırsatlarla dolu. Bu sebeple ilişkilerimizde kendimizi sağlama almak ve güvende hissetmek için nelerden vazgeçtiğimizi sorabiliriz.

Aslında Boğa burcunun elinde olana sıkıca tutunması, istiflemesi ve güvende olma ihtiyacını para ve maddi değerlerle gidermesi de yukarıda bahsettiğim korkunun bir yansıması olabilir. Yaşamın sürekli bir değişim ve dönüşüm döngüsünde oluşu korkutur. Pema Chödrön, Buda’nın “ Çilemizin sebebi geçiciliğin kendisi ya da öleceğimizi biliyor olmamız değildir.” dediğini söyler. Gerçek sebep durumumuzun kaçınılmaz belirsizliğine karşı direnmemizdir. Bizi rahatsız eden, ayağımız sağlam zemine basmaya, daima iyi olma hayalimizi gerçekleştirmeye yönelik çabalarımızdır. Değişime karşı koyduğumuzda buna çile çekmek denir. Kendimizi tamamen akışa bırakabildiğimizde ve buna karşı koymadığımızda, durumumuzun dayanaksızlığını kabullenip bu dinamik durumda rahat olabildiğimizde ise buna aydınlanma ya da gerçek doğamıza, özümüzdeki iyiliğe uyanma denir.

 

Bu açıklama içinde bulunduğumuz bu yoğun Boğa haftasında davranışlarımızın altında yatan motivasyonları anlamamız için yardımcı olabilir. Özellikle de ikili ilişkilerimizde direnç gösterdiğimiz, değişime karşı koyduğumuz ne varsa orada çatlaklar oluşmuş olabilir. Uranüs – Venüs kavuşumu bu çatlaklara dikkat çekecek.

Diğer taraftan bu göksel enerji yeni başlayacak ilişkilere de işaret. Bu ilişkilerde özgürleşme, denenmemişi deneme potansiyelleri güçlü. O halde direnç göstermeden kendimizi hayatın akışına bırakmamız dileğiyle!

19 mayıs gece yarısı gerçekleşecek Akrep dolunayı ise başka bir yazının konusu. Ancak o dolunayda da yukarıda bahsettiklerim vurgulanıyor diyebilirim.

 

Bu haftanın şiiri de bu olsun 🙂

Sahip olduğum ve kullandığım her şey

Bir rüyanın anlık bir görüntüsü gibidir.

Hatıralar alemine doğru kaybolup gider

Ve kaybolduğu için bir daha görünmeyecektir.

-Shantideva-

 

 

Sevgiyle,

Eda Ocak Zakaria, ASA, MAPAI

Yorum Yap

E-Postanız güvende. Gerekli alanları doldurunuz*