Duyuru : 2019 – 2020 yıllarında gerçekleşecek önemli gezegen hizalanmaları ve tutulmaları hakkında katılımcıların doğum haritaları üzerinden inceleyeceğim bir seminer yapıyorum. Ayrıntılı bilgi yazının sonunda 🙂

 

Astrolojiye artan ilgiyle birlikte artık birçoğumuz doğal döngülerin daha çok farkına varmaya başladık. İç ve dış dünyamızda olan bitenlerin, yukarısı ile olan bağını daha gözlemler hale geldik. Bu göksel döngülerin içerisinde etkisini en kolay gözlemleyebildiğimiz tabii ki de gezegenimize olan yakınlığından dolayı Ay. Artık birçoğumuz yeniayların ve dolunayların fiziksel ve psikolojik seviyede nasıl etkileri olduğunu biliyoruz.

Ancak mesele Güneş ve Ay tutulmaları olunca ortada bir bilgi karmaşası var. Tutulmalar konusu açılınca astroloji ile hiç ilgilenmeyenlerde bile bir ürperti oluşuyor. Bu ürpertinin sebebini korku tellallığı yapan astrologlara yüklemek biraz fazla olur. Çünkü çoook eski zamanlardan beri Güneş ve Ay tutulmalarını gözlemleyen atalarımız, tutulmaların biraz öncesinde veya sonrasında gerçekleşen önemli olaylara şahitlik etmişler. Genellikle de bu önemli olayların kriz ve değişim enerjisi taşıdığı görülmüş. Dolayısıyla bir şekilde kültürel hafızamızda tutulmaların korku verici olaylarla bağdaştığını söyleyebiliriz.

Korkutucu olma sebebinin başında “değişim” olgusu geliyor. Yaşamı, değişmeyen, sabit temeller üzerindeymiş gibi algılamaya meyil eden insan belirsiz olandan korkar. Zaten bütün spiritüel pratiklerimizin özü de bu değil mi; yaşamın sabit olmayan, belirsiz doğasını kabullenebilmek… Tutulmalar da oldukça güçlü enerji portalları olarak yaşamın akıcı döngüsünün devam edebilmesi için bizlere yardım ederler. Biz varoluş nehrinin akışkan, belirsiz ve değişken doğasından korkup sağımızdaki solumuzdaki dallara sıkıca tutundukça nehrin suyu bulanmaya başlar. Tutulma enerjileri de tutunup kaldığımız için nehrin sularını bulandıran o dalları ya şöyle bir sarsar ya da yıkıverir. Ya da bizler tutunduğumuz dalın yosun kaplamış, kokuşmaya başlamış olduğunu idrak eder ve bırakmak için gönüllü olmaya başlarız.

Yengeç ve Oğlak Burçları

 

2019’da üç Güneş ve iki Ay tutulması olmak üzere 5 tutulma gerçekleşiyor. Bunlardan sadece 20 Ocak’taki Aslan burcunda gerçekleşti. Diğerleri ise Yengeç– Oğlak akslarında. Yengeç ve Oğlak burcu bu yılın en önemli mesajlarını taşıyan burçlar çünkü tutulmalar haricinde Satürn ve Pluto da Oğlak burcunda kavuşuyor. Bakınız.

Gökyüzünün bütün ihtişamıyla görülebildiği zamanlarda Yengeç ve Oğlak burçları yaşam ve ölüm ile bağdaştırılmış. Bir başka deyişle bu takım yıldızları yaşam ve ölüme açılan portallar olarak görülmüş. Kuzey yarım kürede Yengeç burcu ve 21 haziran gündönümü yaşamla bağdaştırılırken, Oğlak burcu ve 21 Aralık kış gün dönümü ölümle ilişkilendirilmiş.

Yengeç takım yıldızları, bütün yaşamların kaynağı ve ruhların ölümsüz olduğu portal olarak ifade edilmiş. Bu sebepledir ki Yengeç burcu zodyaktaki Ana arketipi olarak yer etmiş. Besleyen, büyüten, içine alan…. Oğlak takım yıldızları ise göçün veya ölümün yeri olarak görülmüş. İki öncü burç; başlangıçların ve bitişlerin yeri, tıpkı yaşamın anne karnında suda başlaması (Yengeç) ve toprakta (Oğlak) son bulması gibi.

Yengeç, yeni olasılıkları, yeni yaşamları, gençliği temsil ederken Oğlak, bilgeliği ve deneyimi, yani yaşlılığı temsil eder. Bilginin, yaşanmışlık ve olgunlukla geleceğini anlatır Oğlak.

Tutulmalar aracılığıyla böyle birbirlerine zıt görünen iki burç tamamlanır ve gerekli olan bir geçişin, değişimin olmasını sağlarlar. Aslında zodyakta birbirine zıt iki burçta gerçekleşerek vuku bulan tutulmalar, bizlere hangisinin enerjisini aşırı kullandığımızı gösterir. Dengenin nerede bozulduğunu ve nasıl tekrar dengeleyeceğimizi işaret ederler.

Ancak burada bahsettiğim denge hayatlarımızın denge üzerine kurulduğu fikrine dayanmıyor diyebilirim. Biraz çelişkili gibi görünse de bence yaşam dengesizlik üzerinden ilerliyor. Ya da bir başka deyişle her daim gel-gitli, iniş-çıkışlı bir düzen var. Izdırap ise bunu kabul etmediğimizde, illa ki sabit bir ritme sokmaya çalıştığımızda başlıyor. Tutulmaların göstermeye çalıştığı denge ise aşırılıklarla bağlantılı. Yukarıda verdiğim nehir örneğine geri dönersek; hiçbir nehir hep aynı seviyede ve aynı hızda akmaz, bu açıdan bir denge yoktur. Mevsimine hatta gününe göre bile seviyesi ve akış hızı değişir, tıpkı hayatlarımız gibi. Akışın belirsizliğine kapılmaktan korkup da sıkıca tutunduğumuz dal ise büyüdükçe, güçlendikçe akışı bozuyor. Güneş ve Ay tutulmaları işte tam buradaki dengesizliğe işaret ediyor. Bak sen hep aynı dala tutundukça nehir kuruyor diyor adeta…

2019 yılı için tutulmalar üzerinden alacağımız mesaj da Oğlak burcunun fazlalığına yönelik. Dengenin Oğlak burcuna özgü konuları aşırı kullandığımız, abarttığımız yani Oğlak dalına sıkıcı tutunduğumuz için bozulduğunu gösteriyor. 2 Temmuz 2019’da 10 derece Yengeç’te Güneş ve 16 Temmuz’da da 24 derece Oğlak’ta gerçekleşek Ay tutulması bu dengenin sağlanması için bir enerji değişimi yaratacak.

Oğlak ve Yengeç arketipleri, bu burçların özellikleri hakkında aslında senenin başından beri yazıyorum, anlatıyorum. Tekrara düşmemek adına bu yazıları okuyabilirsiniz :

https://www.edaocak.com/yengec-arketipi-sindirim-incinebilirlik-ve-aidiyet/

https://www.edaocak.com/2019-astroloji-hal-ve-gidisat-uzerine/

Bu yazıda ise biraz daha 2 Temmuz’daki Güneş tutulması anına ait haritayı incelemek istiyorum.

 

10 Derece Yengeç’te Güneş Tutulması

 

Tutulma derecesinin sadece Sabian sembolü bile çokça şey anlatıyor. Hatta beni baya heyecanlandırdı diyebilirim: A Large Diamond In The First Stages Of The Cutting Process

“Kesme İşleminin İlk Aşamalarında Büyük bir Elmas.”

 

Hani Yengeç başlangıçlar demiştik ya, anlaşılan bu başlangıç hepimizin birer elmasa dönüşmesi için ilk adıma işaret ediyor. Zaten bir şeylerin değişmeye başladığını, kırılmalar gerçekleştiğini gözlerimizle bile görmeye başladık. Tutulma enerjilerinin tutulma anından önce aktive olduğu bir gerçek. Bu şu anlama geliyor; hepimizin hayatlarında önemli bir değişim süreci başlıyor. Bunu belki şu an hissetmiyor olabilirsiniz. Ancak Sabian sembolünün de söylediği üzere henüz daha ilk aşamalardayız.

Bu derece bize net bir şekilde muazzam bir şeye dönüşecek olanın başlangıç aşamalarında olduğumuzun müjdesini veriyor. Neyi gerçekleştirmek istiyorsanız şimdi o hayalinize annelik etme zamanı. Bu tutulma enerjisiyle size iyi geleni, ailenize, yuvanıza ve yuvamız Gaia’ya iyi geleni büyütme, besleme ve korumamız için şöyle bir çalkalanacağız.

Oğlak bilgeliğine evet ama karamsarlığa artık hayır deyip umutlarımızı büyütmemiz için destekleniyoruz, destekleneceğiz. Aslında burada gelecek zaman ifadeleri kullanmak istemiyorum çünkü bu tutulma enerjisi çoktan aktive oldu bile. Sabian sembolünün da gösterdiği gibi bu değişimin tohumları çok önceden atılmıştı ve şimdi süreç hızlanıyor.

İlginçtir; tutulma günü Mars da Yengeç burcundan Aslan burcuna geçerek yuva için, ait olduğumuz yer için mücadelenin bittiğini ve “sevgi” için hareket etme zamanının geldiğini söylüyor. Tutulma derecesine yakın duran Venüs de bunun en önemli göstergesi. Tohumlarını attığımız değişimin ilk aşamalarında artık ihtiyaç duyduklarımızı, besleyip büyütmek istediklerimizi gösterme zamanı geldi. Venüs İkizlerde olduğu için bir süredir sevdiğimiz, içinde olmaktan zevk aldığımız şeyleri anlatıp duruyorduk. Mars’ın tutulma günü Aslan burcuna geçmesi ile artık dile getirdiklerimizi gösterme zamanı. Mesela duygusal olarak daha güvende ve sevgi dolu ortamlarda olma ihtiyacı ve arzusundaysak bu ortamı bizim yaratmamız gerek. Ayrımcılığın olmasını istemiyorum diyorduysak şimdi ayrımcılık olmaması ne demek göstermek gerek.

Yengeç burcu; yuvayla, annelik etmekle, besleyip büyütmekle ve en önemlisi aidiyetle doğrudan bağlantılı bir burç. 10 derece Yengeç burcundaki bu tutulma bu temaları bilinç seviyesine çıkarıyor ve üzerine tefekküre çağırıyor. Oğlak burcu da yönetici gezegeni Satürn’den dolayı yapım ve inşa etmekle alakalı bir burç. Yengeç ise yuva. Kolektif olarak sürekli içinde ait hissetmediğimiz ortamlar inşa etmekten çıkıp yuvada hissetmek için neler yapabiliriz?

 

Doğum Haritalarımız Tetiklendiğinde;

 

Bireysel düzlemde ise doğum haritamızda 10 derece Yengeç burcunun işaret ettiği alanlarda gerçekleşecek değişimler, bize nereye yönelirsek akışın olacağını gösterecek. Ancak bu akış öyle önüne geçeni alıp götüren türden değil. Tam tersine daha içe dönük, daha sakin ve yumuşak bir tavır almamız gerekebilir. Bir örnek vermek gerekirse; mesela eğer doğum haritanızda 10 derece Yengeç burcu 5. Evinize denk geliyorsa artık yaratıcı enerjinizi büyütme zamanı gelmiş demektir. Bugüne kadar yaratmak isteyip de ötelediğin ne varsa onu canlandırmak için bir mesaj bu. Belki bir kitap yazmak istiyorsun, belki resim kursuna gitmek istiyorsun ve harekete geçmediğin için bunlar içinde hep bir ukte. İşte şimdi bu arzu ve ihtiyaçlara annelik etmen yani onları besleyip büyütmen gerek. Diğer yandan 5. Ev çocuklarla ilgili bir ev olduğu için belki çocuklarınla ilgili bir değişim olabilir ve bu değişim sen hoşlansan da hoşlanmasan da seni kendi yaratıcı enerjini kullanmana yönlendirebilir.

Tutulmalar krizlerle bağdaştırılır çünkü çok az değişim krizsiz gerçekleşir. Ancak kriz kelimesi bir şekilde felaketi, olumsuzu çağrıştırsa da hamile kalmak bile bir krizdir aslında. Yukarıdaki 5. Ev örneğinin düşünürsek; mesela çocuğunuz belki de hiç beklemediğiniz bir şekilde yurtdışında bir üniversiteden burs kazanır. İşte kriz! Kabul edecek mi, etmeyecek mi? Nasıl para bulacağız, nerede kalacak? Ben onsuz ne yapacağım? Özünde bu haber oldukça sevindirici olsa da büyük bir değişimdir ve ister istemez yaşamında krizler yaratır. Bir ebeveyn olarak yaşamın tamamen değişir ve bu değişim tekamülün için aslında gereklidir. Çünkü büyük ihtimalle çocuğuna çok fazla tutunmuşsundur ve artık kendini büyütme ve besleme zamanı gelmiştir.

 

Büyük Resme Bakarsak;

 

Bu sene gerçekleşecek tutulmaların hepsini Satürn – Pluto kavuşumundan ayrı değerlendirmemek gerek. Kolektif seviyede büyük bir kırılmaya doğru ilerliyoruz. Küresel çapta gücün yeniden dağılımına şahitlik ediyoruz aslında. Ancak bu dağılım benim gördüğüm kadarıyla öyle eskisi gibi ilerleyemiyor. Bunun sebebini ise yazılarımda sık sık bahsettiğim Charles Eisensten çok açık bir şekilde özetliyor :

“The financial crisis we are facing today arises from tha fact that there is almost no more social, cultural, natural and spiritual capital left to convert into money.”

Bugün karşı karşıya olduğumuz ekonomik kriz, paraya çevrilecek daha fazla sosyal, kültürel, doğal ve manevi sermayenin kalmamasından kaynaklanmaktadır.

Astrolojide güç, otorite, başarı ve ilerleme Oğlak arketipi ile vücut bulur. İçinde bulunduğumuz zamanda görüyoruz ki bu Oğlak enerjisinin aşırı kullanımının devasa sonuçları oldu. Şimdi Yengeç enerjisini büyütme zamanı, nasıl mı? Aklıma hep Dalai Lama’nın sözü geliyor :

Bu gezegenin daha fazla başarılı insana ihtiyacı yok. Bu gezegenin acil bir şekilde barış elçilerine, şifacılara, masalcılara, onarıcılara ve her şeyi sevebilen insanlara ihtiyacı var.

Yani büyük resimden bakınca özet olarak şunu söyleyebilirim : Bu tutulma bizlere “lafla peynir gemisi yürümez” diyor. İcraate geç, göster, ifşa et! Bireysel ve kolektif olarak neye annelik etmek yani büyütmek, beslemek ve korumak istiyorsan ona yönel ve harekete geç. Sabian sembolü ile tutulma haritasını birleştirirsem; eğer gözlerini kamaştıran bir elmas görmek istiyorsan kesim işlemine başladığının görülmesi gerek artık.

O halde bu yaz toplumsal, kültürel ve çevresel faktörlerin etkisinden uzaklaşarak gerçekten neye ihtiyacımız olduğunu ve neyi büyütmek, beslemek istediğimizi anlamak için biraz tefekkür edebiliriz. Çünkü göksel işaretler sen bul, ben desteklerim diyor.

 

Oğlak – Yengeç Aksında Neyi Büyütmek İstiyoruz? 

 

Daha fazla iş ve sorumluluk mu? Yoksa daha fazla zaman ve dinlenme mi?

Daha fazla güç ve statü mü? Yoksa daha fazla gevşeme ve rahatlama mı?

Daha fazla soğukluk ve mesafe mi? Yoksa daha fazla sıcaklık ve şefkat mi?

Daha fazla kural ve otorite mi? Yoksa daha fazla empati ve duyarlılık mı?

Daha fazla gelenek ve eski sistemler mi? Yoksa daha akışta ve içsel süreçlere duyarlı yöntemler mi?

 

Sevgiyle,

Eda

 

 

SEMİNER HAKKINDA :

 

2 Temmuz 2019, Salı saat 20:30’da 10 katılımcı ile gerçekleştireceğim seminerde, 2019 ve 2020 yıllarında gerçekleşecek önemli astrolojik etkileri ( Satürn – Pluto kavuşumu, Tutulmalar) haritalar üzerinden yorumlayacağım.

Etkinlik ücreti : 100 tl.

Etkinlik süresi : 1,5 saat

Etkinlik yeri : Online ( Zoom üzerinden görüntülü görüşme)

Katılım Koşulu : Astroloji bilgisi gerekmemektedir ancak katılımcıların doğum saatinin kesin olması gerekir. Ödeme yapıldıktan sonra katılımcının mail adresine seminerin gerçekleşeceği link gönderilecek)

Daha fazla bilgi almak ve kayıt olmak için : eda.ocak@gmail.com

 

Yorum Yap

E-Postanız güvende. Gerekli alanları doldurunuz*