Geçtiğimiz hafta oldukça yoğundu. Mars Yengeç burcuna, Venüs Boğa burcuna geçiş yaptı ve bir de güçlü bir dolunay deneyimledik. 

Dolunayın hemen arkasından Ay, Yay burcuna geçti ve bu hafta Oğlak, Kova ve Balık burçlarında ilerleyecek. Dolunaydan hemen sonra açısız olması ve Yay burcunda ilerlemesi haftaya daha iyimser başlamamız için bir zemin hazırlıyor. Özellikle pazartesi Jüpiter’e doğru ilerlediği için dolunayla gelen kasvetli hava iyice dağılacak. Şükür 🙂

Bu hafta da aslında burç değişimleri ile dolu. Salı günü hem Güneş hem de Merkür İkizler burcuna geçiyor. Bu oldukça özel bir konumlanma. Daha önce de bahsettiğimi duymuşsunuzdur, klasik astrolojide bir gezegenin Güneş ile kavuşumuna özel bir anlam verilmiştir. Buna “güneşin kalbinde olma” anlamına gelen Cazimi deniliyor. Salı günü de Merkür Güneş’in kalbine yerleşecek. Bu Merküryen konular olan iletişim, yazılı ve sözlü ifade, sohbet ve konuşmalarla ilgili  önemli bir başlangıç yapacaksanız doğru bir zaman demek. 

Güneş’in ve Merkür’ün İkizler burcuna geçişiyle iletişim, merak ve öğrenmeye yönelik güçlü bir artış olacak. Zodyak yani burçlar kuşağı, bir döngüdür. İkizler burcundan önce Boğa burcu bir arketip olarak kendi kendine yeterli hale gelmeyi anlatıyor. Kendi kaynaklarını belirlemek ve korumak hayatta kalmak için gerekli.. İkizler burcu ise bir sonraki süreci anlatır, yine hayatta kalmak gereklidir ancak birey bunun için çevresindekileri anlaması, idrak etmesi  gerektiğini görür. Zamanla herşeyin birbiriyle bağlantılı olduğunu farkeder. Mahallede olup bitenler, şehri etkiler ve şehirde olup bitenler ise ülkeyi etkiler. Bir arketip olarak İkizler, hayatta kalmak için çevremizdeki bu görünmez bağları görmemiz ve bunun için iletişime girmemiz gerektiğini gösterir. “Ne kadar öğrenirsem o kadar iyi.” düsturu İkizleri anlamak için önemlidir. Aslında bunun çıkış noktası “öğrendiğim kadar hayatta kalırım.”dır. Bunun için de yakın çevreyle bağlar kurmak gereklidir. 

İçinde bulunduğumuz bu zamanda İkizler burcuna ait bu halka oldukça daralmış durumda. Özellikle de büyük şehirlerde yakın çevremize dair hiçbir fikrimiz yok. İkizler burcuna özgü hafif, kısa günlük diyaloglar gereksiz görülüyor, kaçınılıyor. Ancak çevremizle olan bağımız koptukça yalnızlaşıyoruz. Astrolojik söylemle Boğa enerjisine sıkışıp kalıyoruz, yani “ben kendime yeterim.” Bu durumu özellikle de büyüdüğüm şehre hatta mahalleye geri döndüğümde farkettim. Komşularla, esnafla konuşmak, penceresinden kedisiyle bütün gün sokağı seyreden dedeyle selamlaşmak güven hissini geri getirdi. Yıllar sonra yaşadığım yere ait hissetmeye başladım. Bunun da tek sebebi hayatıma günlük, kısa diyalogları geri getirmek oldu. Eskiden gereksiz hatta sinir bozucu bulurdum. Ancak “kabile” hissini veren de yine bu sohbetlermiş.

 

 

Sadece insanlarla değil, sokakta karşılaştığımız her canlıyla temasa geçmek için bu yoğun İkizler enerjisini kullanabiliriz. Ayşe Nilgün hocam bir keresinde ödev olarak sabah evden çıktığımızda her gördüğümüz ağacı tarif etmemizi istemişti. Bu hafta siz de kendinize böyle bir ödev verebilirsiniz eğer mahallenizle bağ kuramıyorsanız. 

İkizler burcuyla gündememize gelen diğer konular ise çeşitlilik ve değişkenlik. Yakın çevreyle temasa geçildikçe insanların, türlerin ve kültürlerin çeşitliliği ve farklılığından büyülenmemek elde değil. Bu yakınlaşma aynı zamanda kendimiz hakkında da öğrenmemize imkan veriyor. Belki de iş yerinde hiç iletişim kurmadığınız o kişiden bu ay öğrenecekleriniz vardır. İkizler arketipi zıddı olan Yay burcunun aksine herkesle iletişim kurmanın yolunu bilir, bulur. Yay burcuna ait kibir ve gurur İkizler burcunda yoktur. Her çeşit insanla konuşmak, hepsinden bişeyler öğrenmek ikizler burcunun en tatlış özelliği diyebilirim:)

Evet, ikizler değişken bir burçtur, meraklı zihni bir konuya takılıp kalmaz. Arı gibi biraz o çiçekten, biraz bu çiçekten 🙂 Bu sebepledir ki Merkür’ün en sevdiği burçtur İkizler. Değişken doğası bir fikre tutunup kalmadığı için öğrenmeye ve keşfetmeye açıktır. Bu hafta ve hatta bu ay İkizler burcunun bu doğasını hayata geçirsek yani; 

“Beğeni ve beğenmemelerimizi sadece beğeni ve beğenmeme olarak, gerçekten doğru olduğunu düşündüklerimizi sadece kendi kişisel bakış açımız olarak görmeye başlasaydık dünya nasıl bir yer olurdu? “ Pema Chödrön 

İkizler enerjisi bu kadar baskın olunca tabii gölgesi de aktif olabilir. Başkalarının hayatına gereğinden fazla ilgi duymak, aynı anda birçok şeyle uğraşmak isterken dağılmak, meselelerin derinine inmekte zorlanmak ve yüzeysel kalmak…. Bunlar da işin dikkat isteyen diğer tarafı. 

Bu haftayı yorumlarken Mars’tan bahsetmemek olmaz. Mars’ın bu hafta Chiron ile kare açısı cuma günü zirve yapacak. Bu da özellikle kimlik yaralarıyla ilgili bir tetiklenmenin sonucunda aşırı duygusal tepkiler verme riskini anlatıyor. Ya da cesaret edemediğimiz,  geri planda kaldığımız bir durum veya olaya yönelik tepkiler olabilir. Mars Yengeç’teyken öfkemizi direk değil de duygu sömürüleri, suçlu hissettirme, “trip atma” şeklinde ifade edebiliriz. Bu da işleri daha da zora sokabilir haliyle. Fakat bu gerilimi kendimizi, daha doğrusu, bahsettiğim bu kimlik yaramızı anlamak için bir fırsat olarak da kullanabiliriz. Diyelim ki biri geldi parmak bastı yaranıza, kim olduğunuz veya olamadığınızla ilgili yaranıza, orası hala sizin ilginizi istiyor diye olabilir bu.  Mars’ın Venüs’le olan uyumlu açısı kendimize bu sevgiyi verebilme potansiyeli olduğunu gösteriyor. Kimliğimiz her ne olursa olsun, kendimizi nasıl tanımlarsak tanımlayalım sevebiliriz özümüzü. Haydi haftaya önce kendimizi sonra da çevremizdekileri kucaklayarak başlayalım 🙂

 

Sevgiyle,

Eda O. Zakaria, ASA, MAPAI

 

Yorum Yap

E-Postanız güvende. Gerekli alanları doldurunuz*