Astroloji nasıl işler? Göksel sembolizma yeryüzünde nasıl vuku bulur? Bu ve benzeri soruları cebimde hep taşımaya çalışırım. Bu şekilde astrolog kimliğimin dışında objektif bir şekilde gözlemlemeyi deniyorum aslında.

Bu defa bu gözlemim zihinsel bir etkinlik olmaktan çıktı bir arkadaşım sayesinde. Bu arkadaşım en son yayınladığım yazımı okuduktan sonra bana neden onun hayatında hiç öyle bahsedildiği gibi bir hareketlilik olmadığını sordu. Benim dışımda birkaç astroloğu daha takip ediyormuş. Hepimiz her hafta yok şöyle güçlü etkiler varmış, böyle değişimler, sonlanmalar varmış, diyormuşuz. İlişkilerde yeni bir sayfa açılıyormuş. Karanlık tarafımızla yüzleşmeliymişiz gibi büyük cümleler kuruyormuşuz. Ancak mesela onun gibi memur, çoluklu çocuklu birisinin hayatında hiç de öyle bahsedildiği gibi şeyler olmuyormuş.

 

Bu eleştiri karşısında açıkçası biraz düşünmek istedim. Yıllar önce ben de okuduğum kanallık mesajlarıyla sürekli gelecek güzel günlere, büyük değişimlere, 5. Boyutlara odaklandığımı farketmiştim. Bir nevi uyuşturucu etkisi görüyordu o mesajlar. Ben her sabah sevmediğim o şehirde güne uyanıp ve yine sevmediğim o iş ortamında bütün günümü geçirip aşırı yorgun bir şekilde eve geliyordum. Ve dünya bir türlü 5. Boyuta giremiyordu. Hayatım hiç değişmiyordu. Ancak yine de ders aralarında elime telefonu alıp kanallık mesajlarıyla dolu blog yazılarını okumadan edemiyordum. Umut satıyordu en nihayetinde! Ayrıca bazı düşünce kalıplarımın değişmesine de yardım etmişti, iyi tarafından bakarsak.

 

Sonra zamanı geldi ve ben yeterince hayatımdan nefret etmişken değiştirme fırsatları karşıma çıktı. Fırsatları gördüm ve korkuma rağmen değişime evet dedim. O sırada gökyüzünde büyük değişim vaadeden bir gezegensel hizalanma yoktu. Ancak benim kendi doğum haritamda vardı. Zamanı gelmişti ve ben de eğer istiyorsam değişmeyi ve değiştirmeyi, tam zamanıydı. Nitekim öyle de yaptım ve sonrasında 5. Boyuta gireceğimize dair tesellilere ihtiyaç duymadığım bir yaşamım olmaya başladı.

 

Arkadaşım bana bu eleştiriyi yönelttiğinde aklıma bunlar gelmişti. Acaba astroloji de böyle bir yanılsama, beklenti mi yaratıyordu? O an ona eğer kendi doğum haritası benzer şeyleri vaad etmiyorsa astrologların söylediklerinin yüzde yüz onun için geçerli olamayacağını söyledim ve konu kapandı. O da zaten başka şeyler anlatmaya başladı.

Konu konuyu açarken bana ofisindeki fesat iş arkadaşından ve nasıl da ayağını kaydırmaya çalıştığından bahsetti. İş yerine gelen yeni elemanı da daha görür görmez gözü tutmamış. Kesin bu yeni gelen de müdürün yanında yerini sağlamlaştırmak için aşırı çalışkan görünmeye çalışırmış. Bu aralar ofis kaynıyormuş….

O bunları anlatırken benim aklıma anın gökyüzü görünümü geliyordu. Bir terazi dolunayından çıkarken ilişkilerin ne kadar da ön plana çıkacağından bahsetmiştik. Arkadaşın da ofiste dönen bazı şeyleri farketmesi tam da dolunay sonrasına denk geliyor. Dolunay enerjisi bütün kirli çamaşırları dökmüş ortalığa. Ayrıca daha ben iki gün önceki yazımda Gad, Pluto ve Satürn kavuşumunun karanlık tarafımızı tetikleyeceğini anlatıyordum. Korkularımızla, gölgelerimizle yüzleşmemiz gereken bir zamanda olduğumuzu söylüyordum ki Pluto – GAD kavuşumu güç oyunlarına dair çok şey gösterir. Arkadaşımın anlattıkları astrolojinin bize verdiği bilgilerle o kadar tutarlı ilerliyordu ki. İlişkilerinde sorunlar çıkmaya başlamış. İş yerine gelen yeni birisi bütün bilinçaltı korkularını tetiklemiş –ki bunlar anladığım kadarıyla pozisyonunu kaybetmekle görünen hayatta kalmaya dair atalık korkular… Gölgeleri, travmaları, karanlığı bir bir görünür olmaya başlamış iş yerindeki ilişkiler vasıtasıyla. Üstelik ayağını kaydırmaya çalışan iş arkadaşı ile olan sorunlarının hepsi sınırlar ve otorite kurmakla ilgili… Al sana Satürn, Pluto Oğlak burcunda! Gölgesi ise güç savaşları…

Gördüğünüz üzere “yukarıda ne varsa, aşağıda da o vardır. İçeride ne varsa, dışarıda da o vardır.” Astroloji prensibi tıkır tıkır hayatında işlemiş, işliyor aslında. Ancak o böyle görmüyor. Belki de görmek istemiyor. Biliyorum bu hissi. Bir şey olsun da hayatım bir anda değişsin arzusu, asıl değişmesi gerekenin önünü tıkıyor. Oysa ki gökyüzü bize diyor ki o iş öyle değil; ben değiştirirsem bir anda olur, yıkıcı olur, sarsıcı olur. O halde her gün biraz biraz, adım adım takip et göksel sembolizmayı ki zamanı geldiğinde değişimi kucaklayabil.

En nihayetinde astrologlar olarak doğum haritanızı incelemeden sizi bekleyen büyük değişim ve dönüşümün ne olduğunu ve ne zaman olacağını bilemeyiz. Ancak o size özel büyük değişim fırsatından & zamanından önce, gelen öncü mesajları yaptığımız genel yorumlarla sizlere ileterek, hazır olmanıza naçizane yardım edebiliriz. Çünkü bazen hayatın içerisinde değişen tek şey sizsinizdir ve bu da herşeyi değiştirmeye yeter. Astroloji de değişiminize giden yola ışık tutarak rehberlik eder.

 

Sevgiyle,

Eda

Yorum Yap

E-Postanız güvende. Gerekli alanları doldurunuz*