Dün instagramda iç sıkıntımı dile getiren bir paylaşım yaptım. Bahsettiğim iç sıkıntısı hala devam etmekte ki gelen mesajlardan bunun sadece bana özgü olmadığını da söyleyebilirim. Ehh bahsettiğim göksel enerjiler de zaten bu hafta hepimizi etkiliyor. ( paylaşımımı yazının sonuna kopyaladım.)

 

Hala içimdeki sıkıntıya isim vermek istese de zihnim, durmaya, hissetmeye çalışıyorum. İsim ve etiket verip şöyle güzelce paketlemektense, o hal içinde kalmak ne zor ne değil mi? Bu süreç içerisinde “çelişki” kelimesi dönüyor içimde sıkça.

Benim için çelişki doğum haritasında hem Başak hem de Aslan burcunun yoğunluğu olması demek. Bir yandan sahnelerin yıldızı olmak, herkes tarafından sevilmek, beğenilmek isterken diğer yandan en başta kendini beğenememek ve kusursuzluğu aramanın yaman çelişkisi mesela… Bu çelişkiler özellikle de doğum haritanızda birbiriyle çelişen iki burcun veya evin ağırlığı olduğunda çok daha belirgin oluyor.

 

 

Mesela Ay’ın 12. Evdeyken, Güneş’inin 10. Evde parlaması, yani hem görünür olma arzusu ve hem de bundan ölesiye korkmanın yaman çelişkisi….

Yengeç burcunun ait olma ve duygusal güvence arayışı ile Yay burcunun uzak diyarlara olan aşkının yaman çelişkisi….

Koç burcunun dağları delme, herkesi yenme dürtüleri ile Balık burcunun “ ne önemi var ki” vazgeçişinin yaman çelişkisi…

Boğa burcunun köklenme ve garantiye alma ihtiyacı ile İkizlerin yerinde duramayan enerjisinin yaman çelişkisi….

 

Zodyak birbiriyle bütünleşmeyi bekleyen bir çelişkiler diyarı ve hepimiz içimizde bir Zodyak çemberi taşıyoruz…

 

Peki çelişkiyle yaşanır mı?

 

Bu sanırım çok temel felsefi sorulardan biri ve gelmiş geçmiş bütün filozoflar, din adamları, spiritüel üstadlar bu soru üzerine tefekkür etmişlerdir. Tabii ki burada yaşamın dualistik doğasından bahsetmiyorum, yani gece ve gündüz, erkek ve kadın, iyi ve kötü vb. ikileminden. Yukarıda zodyaktan örnekler vererek anlatmak istediğim yaman çelişki “bir şeyken, başka bir şey olmak” istemek. Bu tipten çelişkiler ister istemez içimizde çatışmalar doğuruyor ve haliyle bir huzursuzluk hali. Ve evet buradan bakarsak çelişkiyle yaşanamaz çünkü sürekli bir çatışma ve huzursuzluk hali ızdıraba dönüşebilir. Bence yaratıcı enerji de tam olarak burada devreye giriyor. Çelişkiden doğan yaratıcı enerji.

 

Çelişkiyle yaşamanın ızdırabına son verebilmek için bir şey yaratma baskısı hissediyoruz. Bu bazen bir biriyle çelişen uçları bir araya getirecek yaratıcı bir çözüm oluyor. Bazense yaratıcı bir üretim sürecine yönlendiriyor bizi.

Tam da bu noktada doğum haritamız bize yol gösteriyor; çelişkinin nerede yaratıcı enerjiye dönüşebileceğine dair rehberlik ediyor. Ehh bize de o rehberliğin izinde ilerlemek kalıyor ki asıl mesele ise orada başlıyor 🙂

Velhasıl kelam; çelişkilerinizi sevin 🙂

onlar yaratım gücümüzün kaynağı olabilir.

Sevgiyle,

Eda

 

 

  • Dünkü paylaşımım.

Merkür, Mars ve KAD Yengeç burcunda ve Oğlak’taki büyüklere kafa tutuyorlar adeta… İçimde bir şeyler dönüyor benden habersiz. Bir tatminsizlik var, biraz mızmızlanmak gibi. Oysa ki tam da Yengeç temasına (aile) uygun bir şekilde babam da ziyaretimize gelmiş. Bütün gün ekip biçiyoruz bahçede… ama içimde bir şeyler, bir şeyler dönüyor. Zihnim bu tatminsizlik ve huzursuzluk haline kendince sebepleri sıralıyor. Kalbim ise beğenmiyor, nıçç bunlar değil diyor, başka bir şey var.

Soruyorum. Kalbim, nedir beni böyle tedirgin eden?

Bir sesler geliyor ama fazla derin duyamıyorum.

Gökyüzüne bakıyorum; o da kalbime yönlendiriyor. Tarif edemediğim duygularımı illa ki kategorize etmemem için beni uyarıyor. Bırak şimdilik dağınık kalsın diyor.

Sonra Kurtlarla Koşan Kadınları açıyorum, bu sefer ilk hikayeyi okumak istiyorum: La Loba (Kurt Kadın) “La Loba, topladığı kemiklerin üstüne şarkı söyler. Şarkı söylemek, ruh sesini kullanmak demektir. Soluk yoluyla, kişinin gerçek gücünü ve ihtiyacını dile getirmek, rahatsızlık çeken ya da eski gücüne kavuşma ihtiyacı duyan şeye ruhunu üflemek demektir.” Yengeç’teki Merkür sırtını vahşi olana, Mars’a, dayamış ve otoriteye, statükoya, herşeyden ruhunu alıp çıkarmış olana şarkı söylüyor.

Merkür Kurt Kadın’ın yolunu gösteriyor, şarkı söyleyin diyor. Soluk yoluyla, yani boğaz çakramızla, gerçek gücümüzü duyabilir ve neye ihtiyacımız olduğunu keşfedebiliriz.

Ulama zamanı… Belki LA LOBA bizi duyabilir ve ruha dair birşey gösterebilir.

Dolunay ise hemen şuracıkta eşikte…

Yorum Yap

E-Postanız güvende. Gerekli alanları doldurunuz*