Balık Burcu ve Gözyaşları

Yağmur sesiyle uyandım bu sabah. Hemen kahvemi hazırlayıp ağaçlara bakan köşemde koltuğuma çekildim. Oturduğum koltuğun etrafında her zaman sabahları okumaktan zevk aldığım kitaplarım vardır. Kurtlarla Koşan Kadınlar, Sufi’nin Bilgi Yolu, Yunus Emre şiirleri bu aralar koltuğun etrafında olanlar. Güne yağmurlu başlamanın bir durgunluğu vardı üzerimde. Tuhaf bir hüzün. Hani böyle dokunsan ağlarım türünden bir hüzün. Nereden geldiği müphem. Yoga yaparken ortaya çıkar dedim. Şimdilik irdelemek yerine içinde biraz demleneyim. Clarissa’nın cümleleri ile yağmurun sesi birbirine karışsın istiyorum ve bir sayfa açıyorum rastgele.

Gözyaşları, psişenin durmadan enerji sızdıran yırtıklarını onarır. Sorun ciddidir, ama daha kötü olmaz – ışığımız çalınmaz- çünkü gözyaşları bizi bilinçli kılar… Kimi zaman bir kadın şöyle der: “ Ağlamaktan hasta düştüm, yoruldum, durdurmak istiyorum.” Oysa gözyaşlarını yapan onun ruhudur ve bu gözyaşları onun koruyucusudur. O halde ihtiyaç zamanı bitene kadar devam etmelidir. Bazı kadınlar ağladıklarında bedenlerinin ürettiği su miktarına şaşırırlar. Bu sonsuza kadar sürmez ve ruhun bilgece kendini dışa vurmasıyla birlikte sona erer.

Mars ve Neptün Balık burcunda birbirlerini ziyaret ettiler. Ne zaman gökyüzünde Balık burcunda bir kavuşum olsa kolektif psişemizi arındırırcasına yağmur yağar, en azından bulunduğum kuzey topraklarına. Balık burcu, yağmur ve gözyaşları arasındaki bu mistik bağ. Balık burcu enerjisiyle gelen yağmurlar belki de gerçekten kolektif olarak enerji sızdıran yırtıklarımızı onarıyordur. Bundandır belki de her seferinde içime çöreklenen hüzün ve ardından gelen gözyaşları. 

Üstelik yalan da değil hani, hüzünden, kederden akan gözyaşlarının vücuttaki toksikleri dışarı attığı kanıtlanmış, bilimsel bişeyler de duymak isterim ben dersen. 

Öyle değil midir zaten, rahatlamaz mıyız her ağlayıştan sonra. Sanki böyle omuzlara çökmüş yükler hafifler gibi olur, sıkışıp kapanan kalp açılır gibi olur. Ne diyor Clarissa; gözyaşlarını yapan ruhtur… Ahh ne büyülü… O zaman ruh her seferinde gözyaşlarını yağmurlar gibi bedenimizden dışarı bırakmak istediğinde tutarsak ne oluyor? 

Ruhun kendini sağaltmasına izin vermemiş oluyoruz…

O halde atıver kendini matin üzerine Eda… Her asanada zihnim daha da yumuşarken, duygularım görünür olmaya başlıyor.Yağmur şiddetleniyor… Dün diktiğim yasemin ve dut ağacı aklıma geliyor. Dışarı bir kuş farklı oktavlarla gidip geliyor. Bir kutlama çoşkusu yükseliyor içimden. Ama hüzün de hala orada. Dalga dalga yükseldikçe anlıyorum ki bu bir yas. Ve sonunda ruhum gözyaşlarımı enerji sızdıran yırtıklarımı onarması için gönderiyor. 

İçimde hem kutlama hem yas; gözyaşlarım bacaklarımın üstüne damla damla düşerken, çökmüş omuzlarım kendiliğinden kalkıyor. Göğsüm adım adım açılıyor.. hıçkırıklarımı tutmak isteyen zihnime inat, ve yağmurla yarışırcasına ağlıyorum, ağlıyorum.

Bu yasın izini sürdüğümde aslında her gün beni ziyaret ettiğini farkediyorum. Özellikle de Venüs’ün mayıstan beri devam eden retro süreci bana geçmişten yüklüce anılar getirdi. Bazen eski dostlar aradılar sordular, bazen eski danışanlarım tekrar geldiler, bazen rüyalarımda eski aşklar, ilişkiler görünür oldular… durduk yere Yeşilçam izleme isteğim, çocukluğumdan şarkıları dinleme arzum derken baya baya geçmiş ben’lerle karşılaştım. Yetmedi eski mektupları okudum. Ve şu an olduğum kadın olmak için hangi yollardan yürüdüğümü hatırlamak inanılmaz iyi geldi. Ancak aynı zamanda da yitip giden ve bitenlerin ardından tutulmamış yaslarım da gün yüzüne çıktılar. 

Bu geçmişin hanemize misafir olması hali bir tek bana özgü değil. Birçoğunuzdan duyuyorum, görüyorum eski fotoğraflar, şarkılar ve ilişkiler sizleri de ziyaret ediyor. Bunun Venüs retrosu ile güçlü bir bağlantısı var tabii. Ehh bir de pandemi ile retroların birleşmesi çok daha yoğun bir etki yarattı. Ve sıkı durun önümüzde bir de Merkür retrosu var 🙂 18 haziranda Yengeç burcunda başlayacak Merkür retrosu ile Venüs retrosu iç içe geçerek çok daha derinlere çekecek bizleri anlaşılan. 

Üstelik Merkür retrosunun su elementi burcu Yengeç’te olması güçlü duygusal çözülmelere, sağalmalara işaret ediyor ve lakin ağlarsak…. Gözyaşlarımızın psişemizin enerji sızdıran yırtıklarını onarmasına izin verirsek Haziran’ın son haftaları tutulmalarla birlikte acı bedenimizi şifalandıracak zamanlar. 

Yas demişken; aslında şu an birçoğumuz adını koyamadığımız ama kalpten bildiğimiz bir yas sürecinin içindeyiz. Sert bir öğretmen olarak 2020 gösteriyor ki artık bir devir kapanıyor. Her ne kadar içinde var olmaya çalıştığımız sistemin aynı yozlaşmışlıkla devam etmesini istemesem de bir şeylerin ölmesinin hüznü var içimde. Çok derinden biliyorum eskisi gibi olmayacak. Çok şey değişti, değişiyor ve değişmeye devam edecek. İşte bu süreç ister istemez içinde yitip gidene dair bir keder de barındırıyor. O halde bedenlerimizi ve psişelerimizi arındırmamız için gözyaşlarımıza izin verelim aksınlar varoluşun kozmik okyanusuna giden nehirler gibi 🙂

Aşkla,

Eda

artwork: Omar Galliani

 

 

2 Yorumlar

  • bunalmayanbulut Yayınlandı Haziran 17, 2020 2:22 pm

    Bir haftadır ağlayıp duruyorum, dün arkadaşım ağlarken çektiği fotoğrafını atmıştı yalnız olmadığımı bilmek iyi geldi derken bugün de bu yazıda teselli buldum

    • Eda Ocak Yayınlandı Haziran 17, 2020 6:11 pm

      gözyaşlarında buluşuyoruz bu aralar, buna da şükür, ağlayabiliyor olmak bile büyük bir şükür sebebi 🙂

Yorum Yap

E-Postanız güvende. Gerekli alanları doldurunuz*