Güne sabah gördüğüm rüyamın etkisiyle uyandım. Gölün içinde yanımda aileden bir çocukla beraber duruyoruz ve ben ona artık balıkların bile yok olma eşiğine geldiğini söylüyorum. Tam o esnada bir balık sürüsü yanımızdan geçiyor. Kocaman kocaman balıklar dibimizdeler. Şaşkınlıkla onları izlerken, bir tanesi hemen yanı başımdan geçiyor ve ben hoop ellerimle tutuyorum onu. Sürünün en büyük balığı. Bir an vejeteryan olduğumu hatırlıyorum. Ancak hiç vicdan azabı duymadığımı fark ediyorum. Üstelik kendi ellerimle yakaladım, diyorum içimden. Balığı alıp sudan çıkıyorum sevinçle. Herkes şaşırıyor, “hey nasıl yakaladın o balığı” diyorlar.

Sonra yine rüya içinde hermetik astroloji derslerimden öğrendiğim üzere gölge ve ruhsal hayvanlarımın da balıkla beslendiğini hatırlıyorum. “Gerçek” hayatta da bu hep böyleydi. Diğer hayvanları yemekte ve hazmetmekte zorlanırken, balık çok doğal geliyordu. Bunun nedenini hermetik astroloji sayesinde öğrenmiştim yakın zamanda.

Uyandıktan sonra hatırladım. Bugün Ay da balık burcunda, üstelik sabah saatlerinde yine Balık burcunda olan Mars ve Neptün arasındaymış. Balık burcu ve Neptün kadar rüyalarla bağdaşan bir şey yok astrolojide. Bilinçaltıyla bağlantısı olduğu için Ay da bir anlamda rüyalarla ilintili gerçi. Muazzam bir eşzamanlılık çalışmış bu sabah. Bol sulu. Kısmetli.

                                          Rene Magritte

Ben rüyalarımı pek yazmam. Birkaç defa rüya defteri tuttuysam da pek devam edemedim. Benim rüya defterim eşim aslında. İlk iş ona anlatırım etkili bir rüya gördüysem. Zaten anlatırken çözülüverir sembolizma. Sırrına vakıf olurum rüyamın. Kozmik mesajlaşma.

Ben daha eşime anlatırken mail kutum ötmeye başladı. Danışmanlık isteyenler bir bir. Balık kısmetmiş gerçekten.

Çıktım hemen sahile, deniz kokusunu içime çekeyim dedim. Martılar, karabataklar ve inanmazsınız ama evet flamingolar. Hep beraber balık avına çıkmışlar. Deniz bir hayli kalabalık bugün. Dalgasız ve durgun ama içeride bir trafik var anlaşılan. Yürürken kıtlık bilincinin nasıl da köklenmiş olduğunu düşünüyorum. Bunun hakkında çok okumuştum bir zamanlar. New age olumlamaları falan. Çocuklukta kaynakların azlığına dair travmalar, bilinçaltına yerleşmiş kodlar vs. Bu rüya bana meselenin ben de farklı çalıştığını gösterdi. Zaten öyle kıtlıkla geçmiş bir çocukluğum da yok. Ancak çok derin bir şekilde kaynaklarımızı kurutmanın hüznünü yaşıyorum içimde ve tabii ki öfkesini. Milyonlarca insan kıtlık içindeyken çok küçük bir grubun bütün doğal kaynakları ele geçirmiş olmasına içerleniyorum fena halde. Bu da ben de daha az tüketmeliyim algısını yaratıyor. Bunda sıkıntı yok aslında, lakin yetersizlik, yetmemeyle ilgili kodlanmışlıklar sıkıştırıyor. Aynı rüyamdaki gibi belki de doğa Ana’nın bolluk, yaratma ve sürdürme gücünü göremiyorumdur. Burnumun dibine gelmediği sürece fırsatların farkına varamıyorumdur kimbilir.

Doğum haritamda Balık burcu 8. Evime denk geliyor. Başkalarının kaynakları ve paylaşımla alakalı ev.  Ehh bu kadar olur. Modern yöneticisi Neptün rüyalarla, klasik yöneticisi Jüpiter ise kaynaklar ve fırsatlarla ilgili. Seviyorum seni ilm-i nücum!

Sevgiyle,

Eda

 

Yorum Yap

E-Postanız güvende. Gerekli alanları doldurunuz*