Corona Virüsü, Ölüm, Korku ve Satürn

Zaman. Sürekli dilimizde. Bakışımızı nereye çevirsek orada hiç durmadan akıyor. 

Bizden bağımsız akıyor. Onu durduramıyoruz. 

Mı acaba?

Gerçekten böyle mi?

Yoksa her şey bizim onunla olan ilişkimizde mi çözümleniyor?

Yaşadığımız zaman diliminde zaman mı bizi yönetiyor, biz mi zamanı yönetiyoruz belli değil. 

Ancak belki de bu cümle bile hükümsüzdür; zaman belki de sadece Dünya deneyimine özgüdür. 

“İnsan zamanda varolmuş bir varlıktır.” 

Astrolojide zaman Satürn’den sorulur. Satürn aynı zamanda Karma’nın Efendisi. Zamanımızı nasıl geçirdiğimizin yarattığımız karmayla doğrudan bağlantısı Satürn’le görünür oluyor haritalarımızda.  Satürn şimdi Oğlak’ta. En güçlü olduğu burçta. Yani Satürn’e özgü nitelikleri en güçlü hissettiğimiz bir süreçteyiz son 2 yıldır. Bu nitelikler içerisinde en önce sınırlar ve sorumluluklar gelirken zaman kavramını es geçmemek icap eder. Uzunca bir süredir hayatlarımızda sınırlarımızı, sorumluluklarımızı yeniden yapılandırırken zaman algımızı da yeniden yapılandırmamız gerekiyor olabilir mi?

Peki nasıl?

Aslında Buddha bunu binlerce yıl önce görmüştü. İnsanın zihninde oluşan zaman algısının ötesine geçerek özgürleşeceğini söylüyordu. Zamanı doğrusal bir şekilde algılayan zihnimizin ya geçmişte ya da gelecekte takılı kalarak şimdiyi ıskaladığını net bir şekilde ortaya koymuştu. 

Bizim topraklara geldiğimizde ise zamana dair benzer bir bilgelikle karşılaşıyoruz. Tasavvufta insan “ibnü’l-vakt” yani “ vaktin oğlu” diye geçiyor. Hadi bunu çağımıza uyarlayalım ve insan vaktin kızı ve oğludur diyelim. Bu deyişin ne olduğunu anlamak için vakit kelimesine bakarsak; vakit bildiğimiz anlamda zaman demek olsa bile aslında, zamanın içinde belli bir kısıma denk geliyor. Yemek vakti, uyku vakti, iş vakti gibi; bir görevle, sorumlulukla ilişkili. En azından sufilerin meseleye buradan baktığını söylemek mümkün. 

Yani aslından insanın zamanın içindeki her vakit bir yükümlülüğü var. Ne geçmişe takılıp pişmanlık ve keder ile savrulacak ne de geleceğe takılıp kaygı ile titreyecek vaktimiz yok aslında. 

Korku. 

Satürn makamının bir diğer niteliği de korku. Zamanın Efendisi’nin korkuyla bağlantısı hiç şaşırtıcı değil aslında. Geçmiş zamanda takılı kaldığımızda pişmanlık, gelecek zamanda kaldığımızda ise korku ortaya çıkıyor. Kaçınılmaz sondur korku şimdi’den her uzaklaştığımızda. 

Oğlak burcundaki Satürn ve Pluto’nun kavuşumunda ortaya çıkan Corona virüsü, yangınlar, depremler bu pencereden bakınca bir korkuyla ve pek tabii ki de zamanla bir imtihan aslında.

Vaktin kızı&oğlu olduğunu unutup da zamana takılı kalırsan korku atmosferinde zor zamanlar seni bekler diyor gökyüzü aslında. Ne demek bu?

Geleceğe odaklanıp da kaygılanacak zamanın yok demek. Kendini gerçekleştirme yolculuğunda ya deprem olursa, ya virüs bulaşırsa diye korkulara kapıldığında aslında zamana sıkışmış oluyorsun. Ancak mesele zaman değil, mesele an. 

Vaktin getirdiği yükümlülüklere odaklandığında ( işin, çocuğun, aşkın, ibadetin vb.) kaygıya da korkuya da yer kalmıyor. Zaman sadece şimdiden oluşuyor. Ve şimdide ne deprem var ne de Corona virüsü.

Ölüm.

Satürn de Oğlak da yaşlılığa denk gelir. Zaman daralmıştır, ölüm kapıdadır. 2020’ye girer girmez ölüm sanki kapı komşumuz oldu. Yaşamın zıddı gibi görünse de aslında yaşama bir davet gibi ölüm. Unutma diyor Satürn, ölüm var. O halde vaktinin kıymetini bil ve yaşa. 

Ne kaygıya ne de pişmanlığa zamanın yok.

Çünkü evet ölüm var. 

O halde yaşamak var doya doya. 

 

Sevgiyle,

Eda

 

Artwork: Sandra Dieckman

2 Yorumlar

  • Hilal CETİN Yayınlandı Şubat 17, 2020 11:50 am

    Merhaba gayet güzel anlattiniz acil ve net tebrikler

    • Eda Ocak Yayınlandı Şubat 20, 2020 8:55 am

      Çok teşekkür ederim 🙂

Yorum Yap

E-Postanız güvende. Gerekli alanları doldurunuz*