Doğum Haritasının Katmanları

Doğum haritası bana göre soğan gibi katmanları olan bir çember.  Her katmanda kişinin varoluşuna dair bir sır yatmakta. Astrolog adım adım bu katmanların içine girip derinleştikçe merkezde olana ulaşabiliyor. Merkezde olan ise ruhun amacı veya en güçlü arzusu da diyebiliriz. Marion Woodman “ruh seninle fısıldayarak konuşur” der, işte doğum haritasının katmanları arasında derinleştikçe merkezde ruhun fısıldadıklarını duyabiliyoruz. Tabii her katmanın hikayesi farklı olduğu için farklı astroloji ekolleri var. Eskiden, mesela, Orta Çağ Avrupa’sında üçüncü katmana daha fazla önem verilirdi. Üçüncü katman fiziksel realite ile ilgili, doğum haritasındaki yani göklerdeki sembolizmanın fiziksel tezahürü üçüncü katmanda bulunabilir. Bu ilk ama aslında üçüncü katman hala da birçok insanın astrolojiye merak salma sebebidir. Bu katmanda astrolog da danışan da ne olacağına daha çok önem verir. Mesela eğer kişinin doğum haritasında Satürn – Venüs kavuşumu varsa bu kavuşuma sahip olan diğer insanların hayatlarındaki olaylardan yola çıkarak bir data elde edildiği için kişiye Satürn-Venüs kavuşumundan dolayı başına gelecekler söylenir. Evlenmekte zorluktan tutun da eşin kaybına kadar gidebilir bu, veyahut ikilinin haritadaki durumu iyi ise kalıcı bir evlilikten söz edilebilir. Üçüncü katmanda danışan “evlenecek miyim?” sorusuna cevap aramaya gider astrologa ve astrolog da bilgi ve deneyimi doğrultusunda cevaplar sunar. 

Bu anlayış güncel gökyüzü yorumlarında da karşımıza çıkar. Dünya meselelerini anlamak için açılan haritalarda da ilk katmanda fiziksel tezahürler vardır. Mesela Satürn-Pluto kavuşumunda savaş çıkacağını öngörmeyi buna örnek verebiliriz. 

Bu ilk katmanda elde edilen bulguların üzerine “peki ama neden?” sorusunu eklediğinizde ise diğer katmanları keşfetme yolculuğuna başlarsınız. İkinci katman “karakterin kaderindir.” düsturu ile bağlantılıdır. Yani ilk katmandaki fiziksel olayların, meselelerin, sıkıntıların ve kolaylıkların kaynağının kişinin inançlarıyla, travmalarıyla, duygusal gelişmişliği veya gelişmemişliği ile bağlantılı olduğunu bulduğunuz katmandır ikinci katman. Burada haritasında Satürn-Venüs kavuşumu olan kişinin neden ilişkilerinin yürümediğini anladığınız yerdir. Astrolog burada kişiyi ilişkilerinde zorluklar yaşarsın, ilk evliliğin boşanmayla sonuçlanır vs. diyerek göndermez. Tam tersi ona sonuçtan ziyade sebeble ilgili bilgiler verir. Venüs’ün sevgi ama en çok da özsevgi, özdeğer ile bağlantılı olduğunu hesaba katarak danışana kendi özdeğer eksikliğini hatırlatır. İlişkilerindeki kör düğüm noktalarının kendisini sevmeye, kendisine değer vermeye başladığında çözüleceğini anlatır. 

Buradan biraz daha derine inmek istediğinizde ise daha sırlı bir yere geçiş yaparsınız. “Peki ama neden bu kişi Satürn- Venüs kavuşumunda doğmuş?” sorusuyla bu sırlı yerin kapısı açılır. Birinci katmandır burası. Benim dolaşmaktan en çok zevk aldığım, her seferinde şaşkınlık ile dolaştığım katmandır. İkinci katmanla bağlantısı elbette ki vardır; aslında her katman birbiriyle bağlantılıdır. Ancak bu katmana özellikle ikiz insanların yaşamlarını incelediğinizde geçiş yapmak istersiniz çünkü tıpatıp aynı haritaya sahip iki insanın neden bir birinden bu kadar farklı olduğunu bu birinci katman açıklar. Burada artık kişinin diğer yaşamlarıyla olan bağlantısını görmeye başlarsınız. Sırlı dememin nedeni budur, ezoterik yani batinî bilgiye erişimin olduğu katmandır burası. Bu katmanla ilgilenen ekoller karma, ezoterik adlarıyla anılır. Her ne kadar bu ekoller son yıllarda ortaya çıkmış gibi görünse de aslında geçmişi çok eskiye uzanır. Mesela 12. Yüzyılda yaşamış İbn-i Arabî gezegenlerin batînî anlamlarından bahseder. Hindistan’da Vedik gelenek de ruhun yaşamlar arası yolculuğunun ipuçlarını verir. Bu katmana yönelik ekollerin de tabii kendi içinde farklı yaklaşımları var. Odak noktaları değiştiği gibi yorumlama yöntemleri de farklıdır. Bu noktada ben birden fazla ekole yönelik eğitim alıp en nihayetinde Evrimsel Astroloji’de karar kıldım. Çünkü Evrimsel Astroloji ekolünde ikinci ve üçüncü katman arasındaki bağ güçlü bir şekilde kuruluyor. Mesele danışana geçmiş yaşamlarına (aslında geçmiş demek istemiyorum çünkü astrolojide zaman döngüseldir) dair hikayeler anlatıp gönderilmez, o yaşamlardan bu yaşama aktarılmış olan inanç kalıpları, travmalar ve armağanlara dair bilgi verilir. Danışanın hayatındaki kör düğümlerin nasıl çözüleceğine dair yardım edilir. Yani merkeze inilerek ruhun fısıldadıkları dinlenir. Çoğu zaman danışanlarımdan “waaow ben astrolojinin bu kadar derin olduğunu, psikolojik çıkmazlarıma böyle çözümler sunacağını bilmiyordum.” tarzında yorumlar alırım. Bazı danışanlar anne ve babalarıyla olan sorunlarının kökenine dair anlayış geliştirdikçe “aslında onların suçları değilmiş.” çözülmesi yaşar ve rahatlarlar. Astroloji kişiye ruhunu hatırlatır. Ruhsal planda yapılan tercihlerle bedene bürünmüş ruhun yaptığı seçimler arasındaki farkı gösterip rehberlik eder. 

Psikolojik seviyede yaptığım açılımlarda genelde iki farklı eğilim olur. Eğer kişi hiç kendi üstüne çalışmamışsa, kendine dair farkındalığı azsa ona anlattıklarımı kabullenmekte zorlanır. Burası tabii ki inkar kapısıdır ki farkındalık ancak o kapıdan geçip gidilince gelir. Kişinin kendine dair belli bir seviyede farkındalığı varsa ona anlattıklarımın büyük bir kısmını zaten kendisinde gözlemlemiş olur. Bu bağlamda ise onu hiç tanımayan birinin ona kendisinde gözlemlediklerini yansıtması tabii ki bir başka açılım yaratıyor. Kendini bilme yolculuğunda doğru yolda olduğunu görüyor. Kişi astrolog tarafından verilen çözümleri daha ciddiye alıp uygulamaya başlıyor. 

Sizi hiç tanımayan biri tarafından onaylanmanın çok şifalı olduğunu düşünüyorum. Bir astrologun size tekrar ettiğiniz davranış kalıplarınızın altında yatanı göstermesi, zaten bildiğiniz ama yüksek sesle söylemeye cesaret edemediğiniz gerçekleri dile getirmesi çok ama çok kıymetli.

İşte bu; benim astrolojiden de astrologdan da beklentim bu; bana hatırlatması kendi gerçekliğimi. Çünkü bizler doğum kanalından geçip de ilk nefesimizi aldığımızda unutmuş oluyoruz nereden ve niçin geldiğimizi… Astroloji daha doğrusu Evrimsel Astroloji ise hatırlatıyor ve diyor ki ruhunun sana fısıldadıklarını duymak ister misin?

 

Sevgiyle,

Eda

5 Yorumlar

  • Elif Yayınlandı Nisan 20, 2020 6:31 pm

    Harikaa bir yazıydı, teşekkürler cömertliğiniz için.

    • Eda Ocak Yayınlandı Nisan 28, 2020 9:20 am

      Kocaman şükran 🙂

  • Yeşim Peköz Üççeşmeler Yayınlandı Nisan 21, 2020 2:01 pm

    Yine kalbime dokundu tam da yaratıcılık ile ilgili yeniden hissetmeye çalıştığım günlerde. Kendine sorduğun soruyu kalbime koydum izninle

  • Eda Ocak Yayınlandı Nisan 28, 2020 9:21 am

    Sanki bu karantina süreci içimizdeki o yaratıcı ifadeyi de tetikliyor değil mi 🙂

  • Bager Yayınlandı Mart 25, 2021 11:30 am

    Emeginize sağlık.
    Anlaşılır, , bir o kadarda derinlikle dile getirmişsiniz.
    Sevgile

Yorum Yap

E-Postanız güvende. Gerekli alanları doldurunuz*