Yaklaşık 2 yıl önce hocam Öner Döşer eşliğinde diğer öğrencilerle birlikte Fransa’daki yaklaşan başbakanlık seçimleri hakkında öngörü çalışmaları yapıyorduk. Adaylar arasında Marine Le Pen aşırı sağdan aday ve Emmanuel Macron ise liberal taraftan aday idi. Basında Marine Le Pen’in kazanma olasılığının yüksek olduğu söyleniyordu. Sol kesimin Macron’u pek onaylamadığı ve hatta seçimlere katılmayacağı bilgileri dolanıyordu ortalıkta. Bizler de öngörü tekniklerini pekiştirmek için harıl harıl seçim adaylarının doğum haritaları üzerine çalışıyorduk. Profeksiyon, güneş dönüşü haritaları, üçlü yöneticilikleri, term yöneticilikleri, transitler derken klasik astrolojinin temel öngörü yöntemlerini kullanarak bir bir inceliyorduk. En nihayetinde işin içine kendi öznel bakışı açılarımızı katmadan vardığımız sonuç, yani bütün bu yöntemlerin bize verdiği sonuç Macron’un bu seçimlerde özellikle de seçim günü çok da şanslı olmadığıydı. Açık ara Marine Le Pen bu seçimi kazanır, Fransa’nın cumhurbaşkanı olurdu. 

Ve lakin seçim günü geldi çattı, sonuçlar açıklandı ve Macron seçimi kazanıp Fransa cumhurbaşkanı oldu. Haberi duyunca kafamı yukarı kaldırıp ey gökler bu nasıl iştir demedim değil. Sonuç astroloji açısından oldukça şaşırtıcıydı. Macron o ağır astrolojik etkiler altında nasıl oldu da kazanmıştı? Hani Marine Le Pen daha şanslıydı?

Bu konuyu kafamda soru işaretleriyle kapattım. Heralde gözden kaçırdığımız bişey vardı dedim pek de inanmayarak. İnanmadım çünkü hani biz çömezler gözden kaçırırdık ama hocamdan zerre şüphe yoktu. Yani ne kullandığımız yöntemlerde ne de onları kullanış şeklimizde bir sıkıntı vardı. Ama işte bir şekilde öngörümüz tutmamıştı. Tıpkı Trump’un kazanamayacağını öngören onlarca astrolog gibi. 

 

Gel  zaman git zaman ben bu çelişkiyi tam da unutmuşken, Fransa’da “sarı yeleklikler” adıyla anılan kalabalık bir grup isyan etmeye başladı. Ana akım medyada görüntüler var mı(ydı) bilmiyorum ama benim gördüğüm videolarda Paris adeta yanıyordu. Orta sınıf yapılan zamlara isyan edip sokaklarda protestolara başlamıştı. Bu olaylar yaklaşık birkaç hafta önce başlamıştı.  Bildiğim kadarıyla etkisi hala giderek yayılıyor. Hatta “sarı yelekliler” hükümetin geri adım atmasını, zamları geri almasını bile sağlayabildiler. Benim aklıma yaptığımız öngörü çalışmalarını getiren ise Macron’un suratına fırlatılan yumurta sahnesi oldu. Kendisi korumalarıyla birlikte dışarıda kalabalık bir grup içerisindeyken yan taraftan bir yerden bir yumurta yüzünü isabet aldı. İşte o an düşündüm. Gerçekten kim şanslıydı seçimi kazanmayarak,  Macron mu Marine Le Pen mi? Şu an Macron ciddi bir sıkıntıyla yüzleşmekte ve baş etmekte zorlanıyor. Üstelik bu durum kendi kötü yöneticiliğiyle alakalı olmakla birlikte kaçınılmazdı da. Özellikle içinde bulunduğumuz çevresel ve ekonomik koşulları düşünürsek Marine Le Pen de bir şekilde benzer ekonomik sıkıntılarla yüzleşecekti eğer cumhurbaşkanı olsaydı.

Yani bana öyle geliyor ki seçimlerle ilgili yaptığımız astroloji çalışmalarında aslında haklıydık, Macron  içinde bulunduğu dönem itibariyle zorlayıcı bir sürece girmişti ve Marine Le Pen açısından ise herşey daha şanslı ve olumlu görünüyordu. Ancak biz olaya seçimi kazanırsa şanslı, kazanmazsa şansız gibi bir perspektiften baktığımız için seçim sonuçları bizi şaşırtmıştı. Yani aslında astroloji kendisini doğrularken astrologların öznel görüşlerinin, o astrolojik etkileri yorumlayışlarının yanıltıcı olabiliceğinin göstergesiydi bu olay. Macron gerçekten de bir süredir başbakan olmasına rağmen zor zamanlar geçiriyor ya da meydan okuyucu olaylar deneyimliyor. Seçimi kazanıp başa geçmesi bu durumu değiştirmedi. 

Bu benim için önemli bir ders oldu bir astrolog olarak. Zaten uzanca bir zamandır da danışmanlık seanslarımda öngörü yaparken iyi – kötü, olumlu – olumsuz, şanslı – şanssız gibi sıfatları kullanmaktan kaçınmaya çalışıyorum. Bu o kadar da kolay değil, çünkü şanslı demek kolay olurken bunu söylemekten kaçınmak ve yorumu derinleştirip çeşitlendirmek ayrıca bir çaba istiyor. Bazen de danışan illa ki de olumlu mu, olumsuz mu diye öğrenmekte ısrar ediyor. Bu noktada gerçekten bilmiyorum demek istiyorum 🙂 Aklıma hemen Şems-i Tebrizi’ye atfedilen bu iki dize geliyor :

“Düzenim bozulur, hayatım alt üst olur diye, endişe etme.

Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?”

Sevgiyle,

Eda O. Zakaria, ASA, MAPAI

 

Yorum Yap

E-Postanız güvende. Gerekli alanları doldurunuz*