Dünkü Aslan tutulması öncesi ve halen Aslan burcuna yönelik bir gaz aldı gitti ortalığı. Haydi sahneye çık! Göster kendini! tarzında söylemlere çok denk geldim. Sonra biraz içime biraz da dışıma baktım ve bir de geçmişe… Mevzu sanki pek de böyle değil gibi hissettim.

 

Tutulmaları anlamak için Ay düğümlerini ve tabii ki önceki yılları da iyi anlamak gerekiyor. Ay düğümleri yaklaşık 2 yıl boyunca birbirine zıt burçlar üzerinde geriye doğru ilerler, yani lineer değildir (gökyüzünde zaten zaman döngüseldir), zaman sanki geriye akar Ay düğümlerini takip ettiğinizde. Zodyak çemberinde, Kuzey ay düğümü Aslan burcundan sonra Başak burcuna değil de Yengeç burcuna geçer. Ayın düğümleri kendi içlerinde geçmiş ve geleceğe ışık tutarlarken tutulmalara da eşlik ederek tutulma enerjilerine dair daha güçlü mesajlar verirler. Yani bir tutulma esnasında Kuzey Ay düğümünün bulunduğu burç bize yönelmemiz gereken yola dair bilgi verir.

 

Bu bilgiler doğrultusunda geçtiğimiz 2 seneye baktığımızda ay düğümleri ve tutulmaların çoğu Aslan – Kova akslarındaydı. Bu süre içerisinde her açıdan kendimize yöneldik, dünya meselelerinde bile önce kendimize bakmamıza dair mesajlar aldık. Ortalıkta çok fazla “benim şifalanmam lazım.” “benim kendimi geliştirmem lazım.” “benim daha az yargılamam lazım.” vb cümleler vardı. Hepimiz kendimizle uğraştık aslında. Buradaki esas amaç sağlıklı bir ego geliştirmek ile ilgiliydi. Yani kendi muazzam varlığımızı keşfederken yine bu muazzam bütünün de bir parçası olduğumuzu farketmemiz gerekiyordu. Bulunduğumuz noktada kendimizi ne küçültmek ne de büyültmek, tam anlamıyla kendi değerimizi anlamak hakkında geçen bir yolculuktu bu. Bu yolculukta yanımızda ise Aslan burcunun zıttı Kova enerjisi de vardı. Aslında ben zıt demekten öte birbirini tamamlayan demeyi tercih ediyorum. Zira aslında birbirine zıt görünen her iki burç, birbirini tamamlayıp bir oluyor. Bu noktada Kova enerjisini yeni çağ yöntemleriyle, teknolojiyle, yeniliklerle deneyimledik. Sosyal medyada Aslan enerjisine özgü bir şekilde sergiledik kendimizi. Yeni çıkan yöntemlerle şifalanmaya çalıştık, teknolojiyi (kova burcu) de kullandık bunu yaparken.

 

 

Bu Aslan – Kova enerjisinin son noktası ise 21 Ocak’ta gerçekleşen tam Ay tutulması oldu. Onun bir öncesinde ise Yengeç – Oğlak akslarındaki tutulmaların ilki bir Güneş tutulması olarak gerçekleşmişti zaten. Bu son Aslan – Kova tutulması aslında bizlere kendi egomuzla, benliğimizle bağlantılı son rötuşları yapmamız için bir fırsat verdi, veriyor. Mesele haydi göster kendini, sen bir kraliçesin & kralsın da öte. Varsa hala “ben, ben, ben” diye inleyen şişkin bir egon veyahut “ben de neyim ki!” diyen tarafların, işte bunları bir daha gözden geçir diyor bu tutulma. Çünkü önümüzde bizi bekleyen daha farklı meseleler var. Artık “ben”den geçmenin zamanı. Tutulma esnasında Ay düğümleri Yengeç – Oğlak akslarındaydı. Yani aşırılıkları törpülenmiş, dengelenmiş bir benlik algısını Yengeç – Oğlak enerjileri için kullanmamız için ilk aktivasyon başladı.

 

Böyle söyleyince biliyorum havada kalıyor, pek de anlaşılmıyor. O halde biraz hayata dönelim. Aslan enerjisinin aktif olduğu son iki yılda ne yapıyorduk; adını siz koyun bir problemim var deyip, mesela aile dizilimi yapıyorduk şifalanmak adına. Şimdi ise gökyüzü diyor ki : “Artık “ben” demeyi bırak da git doğrudan ailenle zaman geçir, ilgilen onlarla. Konuş bakalım hala hayatta olan akrabalarınla, dinle onları, gerçekten dinle, samimi ol, duygularını paylaş. Belki böyle gelir o aradığın şifa sana da atalarına da.”

Yengeç burcu da Oğlak burcu da “ben”le (aslan burcu)  ilgili değildir, toplumla (kova burcu) da ilgili değildir. İki burç da geçmişle, aileyle ve atalarla bağlantılıdır. İki burcun da elementi, yani su ve toprak gezegenimiz de sorumluluğunu almaktan en çok kaçtığımız. Bu sebepledir ki bu yıl öyle kendimizi şifalandırmak yılı değil. Gezegeni şifalandırmak yılı demek isterim ama bence doğa Ana’yı küçümsemiş olurum. En nihayetinde mesele aslında eylemlerimizin sorumluluğunu almak ve artık gerçekçi olmakla ilgili. Eğer önceki süreçte anlayabildiysek değerimizi, bu muazzam sistem içerisindeki yerimizi, o halde şimdi bu gücü kullanma zamanı. Bunun için ise anahtar kelime “eski”. Evet, geçmişe dönmek, tu kaka dediğimizin aslında ne anlama geldiğini anlamak için rotayı geçmişe çevirmek gerekiyor. Buna en güncel örnek ise, dün babamdan geldi. “Eskiden fileleri cebimize koyar öyle dışarı çıkardık, şimdi yine eskiye dönüyoruz.”, dedi. Ehh gelen bu plastik poşet ücretlerinden sonra sizce de geçmişe dönmüyor muyuz?

 

Haftasonu katıldığım bir eğitimde, Aslan tutulmasının da etkisiyle, kasım kasım kasılırken, aman diğerleri “benim” hakkında ne düşünecek diye endişelenirken birden bu içgörü geldi işte. Artık bitti Eda dedim… Çık bu ayrılık hikayesinden, ben ve diğerleri illüzyonundan. Aitsin, işte, buradasın… Şimdi aidiyet ve samimiyet (yengeç) zamanı, şimdi geleneksel bir şekilde sorumluluk alma (oğlak) zamanı. Yani sahneye çıkmak değil de, çıkmak istediğimiz sahneyi inşaa etme zamanı…

 

Sevgiyle,

Eda O. Zakaria

Yorum Yap

E-Postanız güvende. Gerekli alanları doldurunuz*