Dün karşıma çıkan bir video tam da şu aralar düşündüğüm bir konuya ışık tuttu. Eşzamanlılık aşkına! Susan Cain, “İçe Dönüklerin Gücü” adlı Ted konuşmasında günümüzde, kapitalist sistem içerisinde dışa dönük karakter özelliklerinin nasıl da yüceltildiğinden dem vuruyor. Dolayısıyla içe dönük olmanın da kaçınılması gereken, çok da istenilmeyen bir şey olmasından duyduğu rahatsızlığı dile getiriyor.

Bu iki terim üzerinden astrolojik olarak düşünmeye başladığımda burç astrolojisi yapmamaya özen gösteriyorum. Zaten tamamen içe dönük veya dışa dönük diyebileceğim bir burç da yok kanımca. Tamam ateş burçlarını özellikle de Aslan burcunu dışa dönük olarak niteleyebiliriz, ancak görünür olmaktan, sosyalleşmekten korkan nice Aslan veya Koç burcu insanı da bilirim.

Öncelikle içe dönük olmayı nasıl tanımlıyoruz ona bakmak lazım; en yaygın kanı içe dönük insanların utangaç olması ile ilgili. Susan Cain, bu konuda içe dönük kişilerin illa ki utangaç olması gerekmediğini söylüyor. En önemli özellikleri yalnız zaman geçirmekten zevk almaları ve sosyalleşmedikleri zaman sıkıntıdan patlamamaları.

Bu noktada uzunca bir süredir düşünüyorum kendim hakkında… Çoğu zaman özellikle de geçmişte nasıl da zorladığımı kendimi uyum sağlamak adına… İçinde bulunduğum zaman diliminde konuşkan, aktif ve girişken olmanın önemi abartıldığından olsa gerek kendimi bu özelliklere uyum sağlamaya zorlamışım. Özellikle de üniversiteden sonra, iş hayatında. Hoş konuşkan, aktif ve girişken olmak bana çok da uzak değil aslında, Terazi burcu (öncü) olmam ve yükselenim ve Ay da dahil Aslan (ateş) burcunda olması bana diyor ki atıl kurt. Ancak işte haritamın bütünü o iş öyle değil diyor, bak burada yaman bir çelişki var diyor.

Bu yaman çelişkiyi başlangıç seviyesindeki bir astroloji bilgisiyle görebilmek  mümkün. Doğum haritası yukarı ve aşağı küre olmak üzere ikiye ayrılır. Bu bölümlenme güneşin ufuktaki hareketlerine göre ifade buluyor. Eğer doğum haritanızda gezegenlerin çoğu yukarı yarı kürede ise daha çok göz önünde olmaya meyledersiniz. Aşağıda ise sahne arkası daha konforludur sizin için. Ya da bunu gündüz doğmak ve gece doğmak diye de ayırabiliriz. Benim durumumda yukarı kürede bir gezegen yok. Yani her ne kadar Aslan tarafım sahnelerin gözdesi olmak istese de beni arkaya çeken güçler çoğu zaman daha baskın oluyor.

Ve lakin Güneş’im haritanın 3. Evinde olduğu için uzunca süre, Ay burcum kaynaklı öne çıkma, lider olma, farkedilme arzumu bir öğretmen olarak sınıfımda gerçekleştirdim. Benim için oldukça güvenli sulardı. Hem Güneş’im hem de Ay’ım mutluydu.

 

 

Peki uyum sağlamam gereken kısmı ne? Oturmuş bir kafede sıcacık kahvemi yudumlayıp yazımı yazıyorum. Yağmur ince ince yağıyor. Müzik de ortama eşlik ediyor arkadan sessizce. Şu anda iletişime geçmek mi. Yok. Olmaz. İşte bu anların çokluğu ile iyi hissediyorum. Havadan sudan konuşmak yerine.  illa ki de konuşmaya, sosyalleşmeye gerek yok. Ya da telefon çaldı diyelim. Açmam.

İçimden gelmediği halde sosyalleştiğim bütün o zamanlardan sonra anladım ki Terazi’nin gölgesinde yaşamışım bir müddet. Uyum da uyum. Şimdi Aslan enerjimi aktive etme yolundayım kibirli, soğuk ve münzevi görünmeyi göze alarak.

Kendinden gerçekten tatmin Ay ve Güneş arasındaki o hassas dengede yatıyor, kanımca. Ve sistem ne kadar zorlasa da kendin olmaktan vazgeçmemekte.

Sevgiyle,

Eda

Yorum Yap

E-Postanız güvende. Gerekli alanları doldurunuz*