Jüpiter ile Neptün : Aşk ile Meşk

Kankimle mahallenin orta yerindeki parkımızda buluşmuşuz. Yaş en fazla 8, bilemedin 9. Ben nereden duymuşsam, Allah’ın kadınların kapanmasını, neyi var neyi yok örtmesini istediğini duymuşum bir yerden. Annem kapalı bir kadın değil ama beş vakit kendince kılar namazı. Sülâlenin bir kısmı da dindar, yani başörtülü kadın görmüşlüğüm var. Ancak nedense o gün bu mesele aklıma düşmüş, çocuk aklımı bir bulandırmış. Eğer Allah en büyükse, onun öfkesinden korkulması gerekiyorsa ne derse yapmak icap eder diye geçiriyorum kafamdan. Kankiye diyorum ki Allah bizim kapanmamızı istiyormuş ben büyüyünce kesin kapancam. O ne derse yapmak istiyorum.  Zaten geceleri darlandığımda beni dinleyen bir tek O.

Haliyle o da çocuk aklıyla benim dediklerimi duyunca bir irkiliyor. Bana bir şeyler diyor, hatırlamıyorum şu an ama onun dedikleri de aklımı bulandırıyor. O mesele orada kalıyor bir daha hiç açılmamacasına. (Kanki Koç burcu zaten, bir Terazi olarak üzerimde etkisi büyük) Ancak o his hep bende baki. “O ne isterse yapmak icap eder”le görünür olan o tuhaf aşk, sevdalık hali. Ne de olsa beni hep dinleyen, dualarımı ara sıra kabul eden O idi.

Sonra ergenlik yılları gelir. Ağır bir çocukluk üstüne, ağır bir ergenlikle önüme gelene isyan ettim, karşıma çıkana küfrettim. Bir de yetmedi üstüne Metalci oldum. Adım sataniste çıktı. Ne ben ziyaret ettim O’nu, ne de O beni ( aslında öyle sandım.)

Şimdi bunun astrolojiyle alakası ne ola Eda dersiniz, bilirim. Alaka yine Jüpiter 🙂 Hem de Oğlak’ta. Evet benim Oğlak’taki Jüpiter kendini böyle gösterir hayatımda. Jüpiter; hakikat arayışımız, kendimizi, varoluşu, yaradanı anlama yolculuğumuzun eşlikçisi. Bilge öğretmen. Hangi burçta doğduysanız o burca göre ararsınız hakikati, o burca göre inanırsınız ya da inanmazsınız. Bir nevi nasıl bir mümin olduğunuzu anlatır haritanızdaki Jüpiter.

Oğlak’ta iken kuralları olan, sınırları çizilmiş, mürşid-mürid ilişkisinin olduğu yani bir otoritenin yol gösterdiği şekilde hakikati aramaya meyil eder insan. Adanmışlık ve disiplinle keşif yapılır. Bu sebepledir ki daha bir çocukken bile O’nun otoritesini hemen kabul etmek istemişim. Biri bana kuralları söylesin, yolu göstersin ben de azimle ilerleyeyim.

Ancak işler böyle yürümedi. Hayatımın hiç bir döneminde kendimi bir dine adamadım. Neden?

Çünkü doğduğum anda Jüpiter Oğlak’ta idi ama Yay burcundaki Neptün ile de kavuşumdan daha yeni çıkmıştı. Yani Jüpiter Oğlak’ın o soğuk, mesafeli, disiplin ve adanmışlıkla dolu enerjisine Neptün’ün dağıtan, çözen enerjisi karışmıştı. Mahalledeki çocuklardan heveslenip gittiğim Kuran kursunda hoca ojelerimi çıkarıp gelmemi söyleyince bir daha gitmemiştim mesela. Jüpiter Oğlak kurallar ararken Yay’daki Neptün’ün baskın enerjisi bütün o kuralların, sınırların, otoritenin ötesinde bir şey aramaya itiyor beni. Yani Neptün, Jüpiter’i döver  🙂

İçimdeki boşluğu Neptün’e özgü bir şekilde doldurmam gerekiyordu. Jüpiter Oğlak ile gideceğim yol, bir yere kadar beni O’na götürür, sonra yarı yolda bırakır idi. Ancak ne oldu; ben Neptün’ün gölgesine çekildim, yaradana olan aşkımdan bi haber o boşluğu bağımlılıklarla doldurmaya çalıştım. Yıllar geçti. Oradan oraya savruldum. Hep bir açtım. Hep bir doyurmaya çalıştım kendimi asla doyuramayacak olanla.

Sonra yıl oldu 2011. Bende artçı sarsıntılar başladı. Yüksek lisansı bitirmekle daha da görünür olan o boşluk kara delik gibi içine çekti beni. Bir süre bıraktım kendimi o karanlığa. Sonra 2012 geldi. Kıyam başladı. Kitapçılarda ayaklarımın dibine düştü durdu Budizm kitapları, Ra’lar ve daha niceleri.

Ne değiştim ama ne değiştim. Birden hatırladım geceleri O’nla sohbet eden o küçük kızı. İçinde olduğum kültürün bana verdiği cevaplardan bambaşka cevaplar geldi. Hayret ettim. Hayret ettim.

Doğum haritamdaki Neptün – Jüpiter kavuşumum aktive oldu adeta. Sırlar kendini ifşa etti sanki.

Sonra Bab’ı Aziz filmini seyrettim bir gün. Allah diye secdeye geldim. İşte buydu, beni çağıran buydu. İşte bu Neptün idi. Sufilerin yolu idi. Kaç kere seyrettim gözyaşları ile kim bilir.

O aşk bir göründü bir kayboldu derken sene oldu 2019. Alişler Yurdu’nda Marwan’la permakültür kursuna katılmışız. Ben permakültür öğreneceğim zannediyorum, lakin ilahi niyet bambaşka. Herkesin dilinde İbn Arabî. Daha önce duyup duyup çekildiğim bir isim. Fakat içeride direnç gösteren bir şey var hala. Dönüyorum eve. Aklıma İbn Arabî’nin yazdıklarından derlenen Mistik Astroloji kitabı geliyor. Astroloji ya, oradan başlarım ona göre karar veririm diyorum. Sipariş veriyorum. Sonra gerisi sel gibi geliyor, bütün külliyatı birden kitaplığıma yerleşiyor. Neptün ve Jüpiter’in Oğlak ve Yay burçları üzerinden olan kavuşumları daha da bir görünür olmaya başlıyor. Bir yandan hala kuralları olan, otoritenin sesinin duyulduğu bir üslup ve anlayış var (jüpiter oğlak) ve diğer yandan Allah’ın âlemleri yaratmasının sebebinin sevgi olduğunu söyleyen bir ses (neptün yay). Ruhum aşka geliyor okudukça ama zihnim zorlanıyor. Aynı satırları defalarca okuyorum. Anlıyorum, anlamıyorum. Yıllarca Osmanlıca öğrenmiş olmanın faydasını gördüğüme seviniyorum bir yandan da. Sonra diyorum ki belki de bunun için öğrendin 🙂

Topraklarıma geri dönmüş gibi hissediyorum Hindistan’dan, Amerika’dan gelen bilgeliklerden sonra.

Hakkı, Haktan bilmek akılla değil, kalp ile gerçekleşir, diyor İbn Arabî. İçimdeki boşluk dolar gibi oluyor, Neptün’ün gölgesi çekiliyor.

2020’ye geliyoruz; ateş böceğim Filiz Telek, Rahmin Şarkısı adında bir inzivayı kolaylaştırıyor biz kadınlar için. Öncesinde de ilahileri alana davet etmeye başlamış bile. Sayesinde benim haneye de giriyor Yunus’un, Pir Sultan Abdal’ın şiirleri. Böyle bir meşk gecesi düşlüyorum, sevgiden çoşan gözyaşlarıyla ilahiler söylediğimiz. Öyle güçlü düşlüyorum ki inzivanın son gecesi Tuncay Korkmaz geliyor çemberimize.

Ve başlıyoruz aşk ile yanmaya.

***************************************

Sorman beni bana ben bende değilem

Bir ben vardır bende benden içeru.

***************************************

İşte burası diyorum. Olmam gereken, olduğum yer burası. Adeta “uyur idik uyardılar” oluyor. Biz 23 kadın aşkla dolup taşıyoruz.

Ben Jüpiter ve Neptün’ün kavuştuğu anda doğmuş olmanın manasına eriyorum.

Daha 19 yaşında herşeyden bihaber, hocam Abdullah Uçman’dan Tasavvuf Edebiyatı dersi almamın manasına eriyorum. O zamanlar hayatıma giren Yunus Emre’yi akıl ile anlamaya çalışan ben şimdi kalbimle erişiyorum şiirlerine.

Filiz’im ışığı tutuyor yoluma. Jüpiter’i Balık’ta onun. İlahi aşkın zirvesi. Kendisi de balık bu kozmik okyanusta. Eritiyor kalplerimizin duvarlarını 3 günde.

Aşk ile Meşk.

Jüpiter ile Neptün.

Hu.

Eda

 

 

2 Yorumlar

  • Arzu Şahbudak Yayınlandı Şubat 1, 2020 10:23 am

    Merhaba Eda Hanım yazınız okudum açıkçası çok etkilendim .Yazınızda dediğiniz gibi Allah’ın âlemleri yaratmasının sebebinin sevgi değilmi ? Nebuyurmuş rabbin seni yarattım kul diye ara beni bul diye ! Ben doğum tarihimi net bilmemekle oğlak burcuyum annemin söyleşine göre yıl başında 3 veya 5 gün önce doğmuşum .Kadın da nasıl bir iz bırakmışsam o günü hafızasından silmiş. Neyse demem oki yazınız beni çok etkiledi.Çok fazla olmasada benzer olaylar sarstı benide .Bab’ı Aziz filmini en kısa zamanda seyredeceğim inşallah.Teşekkür ederim ……

    • Eda Ocak Yayınlandı Şubat 5, 2020 7:49 pm

      Böyle yazdıklarım vasıtasıyla kalpten bir bağ kuruyor olmak ne iyi geliyor 🙂 Filmi seyredince yazın mutlaka, oradaki aşk da bir başka gerçekten…

Yorum Yap

E-Postanız güvende. Gerekli alanları doldurunuz*