Mars : Nasıl Bir Savaşçısın?

Bu sabah rüyamda ayakkabılarımı bıraktığım yerden alamıyordum. Girdiğim ev birden aşırı kalabalıklaştığı için başka odaya ayakkabılarımı alamadan geçiyordum, ama evden de çıkamıyordum.

Ne zaman özgürlüğümün kısıtlandığını hissetsem, hareket alanım daralsa, rüyamda ayakkabılarımın olmadığını, kaybolduğunu görürüm. Rüyalarımla çalıştıkça sadece bana özgü olan bu sembolizmayı anlamaya başladım zamanla. Rüyalar gerçekten de ruhun bizimle konuşma şekli. Kimi zaman günlük olaylardan, kimi zaman seyrettiğimiz bir filmden ya da duyduğumuz bir hikayeden seçtiği sembollerle bize psişemizin derinliklerinden yüzeye çıkmak isteyenler için haber veriyor. Hocam Toko-pa rüyalar sizinle sadece sizin anlayacağınız dilde konuşur derdi. 

 Kendi rüya geçmişimden biliyorum artık rüyamda ayakkabı görüyorsam, darlanmışımdır yaşamımda, bir şeyler alanımı kısıtlamıştır.

 Ehh malum Corona günlerinde, karantinaya alınan ülke sayısı artarken böyle hissetmem normal. Ancak bir yandan da şaşırtıcı. Çünkü aslında ben üç yıldır doğa içinde gönüllü karantina hayatı yaşıyorum. Günlerimin çoğu evde, bahçede geçiyor, ancak ihtiyaçlarımız doğrultusunda eşimle beraber aşağıya inip alışveriş yapıyoruz. Yani aslında Corona günlerinde hayatımda hiçbir şey değişmedi. Tabii ki hapiste gibi hissetmiyorum çünkü doğadayım, çok az insan olduğu için de yürüyüşe çıkabilir, saatlerce bitkilerimle ilgilenebilirim. Ancak yine de Mars’ı Yay burcunda olan biri için kısıtlanmak, kapatılmak korku filmi etkisi yaratıyor.

Aslında rüyalarıma sızan bu kısıtlanmışlık hissi Mayıs ayında gitmeyi planladığım astroloji etkinliğinin iptal olma ihtimali ile bağlantılı. Costa Rica’da Evrimsel Astroloji hocalarımın dersler vereceği Astrology Rising etkinliğinin akibeti giderek belirsizleşiyor. Yay’daki Mars’ım haliyle bundan pek hoşnut değil. 

Bu muazzam gizem ve belirsizliğin içinde süzülürken Mars’ın savunma ve saldırma reflekslerimiz ile bağlantısını düşünüyorum. Tehlike karşısında nasıl davrandığımızı Mars anlatıyor. Nasıl kendini savunuyorsun veya saldırıp koruyorsun doğum haritandaki Mars’tan anlayabiliriz. Mesela Mars’ın Başak burcundaysa, analitik ve şüpheci tavrınla hayatta kalmaya çalışırsın. Tehlike altında ayrıntılara odaklanıp, analitik bir gözlemle pratik bir çözüm bularak tehlikeyi alt edersin. Corona günlerinde ise aşırı hijyenik olma meyili ile kaygı seviyesi oldukça artabilir Mars Başak insanında. Bütün olasılıkları gözden geçirme arzusunu tetikler Mars Başak enerjisi. Kontrol edilemiyorsa, işler istenildiği gibi gitmiyorsa da eleştirerek veya düzeltmeye çalışarak telafi edilir. 

Benim Mars’ım yay burcunda, yani kaygı seviyem bir hayli düşük, genel olarak şeylerin iyi olacağına, iyiye evrileceğine olan inancım büyük. Kendimi koruma şeklim tek kelimeyle inanç diyebilirim. Her ne kadar Merkür’üm Başak’ta olduğu için karamsar ve gerçekçi bir tarafım olsa da nihayetinde harekete geçmem gerektiğinde iyimser bir hal içinde oluyorum. Üstelik Mars’ım Neptün’le kavuşumda, bu da adeta spiritüel savaşçı edası katıyor ruhuma. Yani tehlike anında ilahi bağlantıda olduğumu hissetmek bana yeterli geliyor. 

Ha bu tabii korkmadığım anlamına gelmiyor, panik bile olabilirim ki böyle birden gelen tehlikelerden bahsetmiyorum. Hoş birden gelen tehlikelerde ise kaçmayı yeğliyorum, malum Neptün; kaçışlar ondan sorulur. 

Eskiden hayatımda karşıma çıkan problemlere tavrım da böyleydi, özellikle de ilişkilerde : kaçmak. Yayda kavuşan Neptün-Mars enerjisinin gölge tarafı. Sorundan uzaklaşırsam çözüleceğini, rahatlayacağımı sandığım bir ilüzyondaydım. Gerçi hala aklıma gelir, düşünürüm mesela önemli bir kayıp yaşarsam ne yaparım diye? Hemen gözümün önüne pılını pırtısını toplayıp Hindistan yollarına düşmüş bir Eda gelir. Neptün olunca Paris olmuyor malum 🙂 İlla ki o ilahi enerjiyi hissedeceğim bir toprak parçası olmalı. Ehh Hindistan’dan daha Neptünyen bir yer olamaz kanımca. 

Yani demem o ki benim tehlike ile baş etme şeklim sabah yaptığım yoga ardından gelen o beş dakikalık sessizlik ve dua anı. 

Kalbime senin ışığın ve sevgin yerleşsin.

Kalbime senin ışığın ve sevgin yerleşsin.

Kalbime senin ışığın ve sevgin yerleşsin.

Bu duayla bakıyorum Mart ayının gökyüzü gelişmelerine. Şimdilerde Mars Oğlak’ta, şu an olanların bu kadar hızlı ilerlemesinin baş rolünde. ( Hoş ben gezegenlerin bir sebep olduğunu düşünmüyorum.)  Satürn, Pluto, Jüpiter de Oğlak’ta ve Mars yavaş yavaş bu gezegenleri tetiklemeye doğru ilerliyor. Yani aslında bu hafta itibariyle hikayemizde zirveye doğru gidiyoruz ve kemerleri takma zamanı geldi gerçekten de. 31 Mart’ta Kova burcundaki Satürn ile kavuştuğunda ise enerjide bir yön değişikliği olacak. 

Peki Mars’ın Oğlak’ta olması kolektif olarak tehlike karşısında nasıl savunmaya geçtiğimizi de anlatmıyor mu?

Elbette.

Oğlak en başta otoriteyi sembolize ediyor ve tehlikeyi kontrol altına almak için devletler (oğlak) yasaklar (oğlak) koyuyor, sınırlar kapatılıyor (oğlak).

Öte yandan Oğlak arketipi eylemlerimizin sorumluluğunu almaya davet ediyor bizi. Gerçekçi olmak ve sınırlarını bilmek anahtar kelimeler. 

2020 tekamül için hızlandırılmış kurs gibi diyordum 2020 konuşmalarımda. 

İşte şimdi tam zamanı sevgiyle titreşmenin. 

Birlik olduğumuzu tüm hücrelerimizde hissetmenin.

Ve aşkla.

Eda

(Bu arada kozmik bir şaka varmış gibi hissetmiyorum da değil. Benden danışmanlık alanlar, seminerlerime katılanlar bilirler 2019 yılı boyunca “bu senenin ve gelecek senenin asıl meselesi sınırlar” diyordum. Kişisel sınırlar üzerine o kadar çok anlattım ki… ) 

 

artwork : Magdalena Korzeniewska

Yorum Yap

E-Postanız güvende. Gerekli alanları doldurunuz*