Merkür Balık Retro : Gölge Çalışması II

Bu neden sürekli benim başıma geliyor?” diye sorduğumda bütün mesele çorap söküğü gibi çözülmeye başladı. Yıllardır hayatıma hep gitmek üzere olan, gidecek olan, dönmesi gereken partnerleri çekiyordum. Haliyle de hep uzaktan ilişkiler yaşamak, hasret çekmek zorunda kalıyordum. Sanki ortalıkta bir lanet, bir masumun ahı var gibiydi. Üstelik uzak mesafeli ilişkileri de beceremediğimden ilişkilerim hepsi kısa süreli oluyordu. Tarih gerçekten de tekerrürden ibaretti benim için. Ve artık ortada kendini tekrar eden bir kalıbın olduğunu kabul etmem gerekiyordu. Hayatıma giren her partnerle ilgili ilişkinin yürümemesine dair bahaneler, sebepler bulabilirdim, ancak bu benim hayatıma sürekli aynı tür ilişkiyi çektiğim gerçeğini değiştirmiyordu. 

En nihayetinde bir gün oturdum ve sordum kendime “Neden hep aynı senaryoyu ve aynı rolleri oynuyorum? 

Cevap hemen gelmedi. 

Ya da bir sürü cevap geldi ama hiç biri gerçekten kalbimden gelmiyordu. 

Jung’un “Kendini deneyimlemek her zaman için egoya bir darbedir.” sözünü düşünürsek, benim egoma hiç bir darbe gelmiyor, aksine bulduğum cevaplar egomun güçlenmesine yarıyordu. İçerideki o küskün kız çocuğuna daha çok sebep veriyordu küsmesi için. Şimdi ise anlıyorum cevaba fazla takılmak, daha doğrusu doğru cevabı bulmaya çalışmak hakikatin bacadan kaçmasına sebep oluyordu. 

Soruda kalmak bir meziyet, armağanı sonradan gelen. Hemen cevapları yapıştırmak yerine bilinmezlikte kalmak, benliğin bu gizemli parçasının kendisini göstermesini beklemek icap ediyor.

Mesela ilişkilerinde tekrar eden her kalıbı, sürekli babanın erken yaşta ölmesine, ya da terk etmesine bağlıyorsan, bir şeyleri gözden kaçırıyor olabilirsin. Bu sebeple bildiğini sanmak yerine cevabın sana gelmesini beklemek de önemli.  

Ben soruma cevaplarımı bir yandan tefekkür edip, diğer yandan da duyduğum gördüğüm spiritüel tekniklerle araştırıyordum. Astrolojiden henüz şu anki deneyimime ve bilgime ulaşmadığım için net cevaplar alamıyordum. Regresyon bazı ipuçları veriyordu. Dostlarla yapılan konuşmalar, iç konuşmalar, sabah sayfaları, geçmişi gözden geçirmeler falan biraz biraz anlamama yardım ediyordu. 

Ancak tıkanıklığın olduğu asıl damarı bulamıyordum. Sadece bir his vardı ama net bir isim koyamıyordum. O his bana sebebinin ilişkilerde derinleşme korkumdan olduğunu söylüyordu. Doğru olabilir mi? Ben bu kadar çok partneri olsun isteyen Terazi insanı ( Venüs de Terazi) ilişkilerimin derinleşmesinden korkuyor olabilir miydim? Araya mesafe girerse ilişki hep yüzeysel bir seviyede kalacak diye mi uzakta olana, gidecek olana çekiliyordum?

Hayatımın bir yerinde ki bu ilk ilişki kurma zamanlarıma denk geliyor olsa gerek samimiyetten uzak durmam gerektiğini anlamışım. (Günay Ay Düğümüm, Satürn’üm Akrep, tabii ki gizli kalma ihtiyacı çok daha geçmişe ve derinlere gidiyor.) Bu kararı bilinçsizce verdiğimde hayatıma da hep derinleşmekte zorlandığım partnerler çekip ortalama ilişkiler yaşamaya başlamışım. İşte benim ilişkilerimde nasıl ortaya çıktığını tam bilemediğim gölgem buydu. Aslında evrimsel astroloji bana bunun nereden ve nasıl ortaya çıktığını anlatıyor, yani gölgem aslında pek kadim. Bu yaşamımda da ben fark edene kadar ilişkilerimi yöneten bir parçamdı. 

Romancing The Shadow’un yazarı Connie Zweig “başkaları tarafından yaratıldığına inandığımız problemlerin asıl yaratıcısının kendimiz olduğunu içsel gölge çalışmaları yaparak anlarız.  Kurban kendi celladının farkına varır ve cellat da kendi çaresizlik ve kaybetme korkusunun farkına varır.”diyor.  Uzunca bir süre gerçekten de sorunun hep partnerlerimde olduğunu düşünmüştüm, kendi derinleşme ve samimiyet korkumun farkında değildim. 

Bazı gölgeler ise ilişkilerin içerisinde partnerimiz tarafından sevilmeye çabalarken doğuverir. Eğer partnerinin seni sadece uysal olduğun zamanlarda sevdiğini düşünüyorsan, kaybetmemek adına hep öfkeni bastırırsın. Bu durum aslında çocuklukta devam eden bir kalıbın tekrarıdır büyük ihtimalle. Yani yine anne ya da babaya benzer partnerlere çekilerek çocukluktaki kalıp (patern) tekrar ettirilir bilinçsizce. Yakın zamanda ilişkimde çocukluğumdaki benzer kalıbı tekrar ettirdiğimi farkettiğimde Filiz bana şahitlik ediyordu. Ben de yüksek ve hafiften öfkeli bir sesle “Neden?” diye soruyordum. Neden, çocukken aslında hiç hoşlanmadığı bir hali yeni sandığı bir yere de taşır insan?

Çünkü tanıdık ve bildik olan bu. Rahatlık alanı. Bilinçsizce yanında taşıdığın gölgeler, dedi. 

Öyle tabii, başka türlüsünü bilmiyorsan, hep bildiğin yerden yaşamaya çalışıyorsun. Gölge çalışması ise başka türlü mümkün diyor. 

İlişkiler gölgenin en çok yansıtılarak kendini gösterdiği yer. Bu sebeple partnerin hakkında ne düşündüğün, ağzından çıkan kelimeler, ona yönelttiğin eleştiriler senin hakkında çok şey anlatıyor. Onun eğer bir erkek olarak yeteri kadar atak, baskın, iş bitirici vb. olmadığından şikayet edip ondan utanıyorsan, işin içinde bir gölge dolanıyor olabilir. Belki de annenin yargılarından çekiniyorsun, kendi eksiklik hissini ona yansıtıyor olabilirsin.

O halde ilişkideki gölgelerimizin açığa çıkması için şu sorular yol gösterebilir.

Bugüne kadarki ilişkilerimde kendini tekrar eden bir hikaye, kalıp, alışkanlık ve sorun var mı?

Partnerimi en çok ne hakkında eleştiriyorum? Bu eleştirilerin kökenine indiğimde beni tetikleyen şey ne?

Mevzu ilişkiler olduğunda kendimi mağdur hissediyor muyum? Neden şanssız olduğumu düşünüyorum?

Partnerim görürse beğenmez diye bastırdığım yönlerim var mı? 

 

Gölgelerini bulmak için doğum haritan her zaman sana yardımcı olur. Eğer ilişkilerdeki gölgelerini arıyorsan, doğum haritandaki Venüs ve Mars’a bak. Burçlarının gölge taraflarını iyi bilmen inanılmaz yardımcı olur. Pluto, Neptün ve Uranüs’le açıları varsa özellikle de kavuşum, karşıt, kare açı varsa, orada geçmişten getirdiğin güçlü deneyimler ve onların gölgeleri vardır.

 

Merkür Retro’da iken söz vermemem gerektiğini bir daha hatırladım. Merkür’ün retro olduğu 3 hafta için 3’er gölge yazısı yazmayı planlıyordum, ancak geçen hafta kendi içime bir yolculuktaydım. Dolayısıyla yazmaya başladıysam da gerisi gelmedi. Bu durumda sadece 2 yazı ile bu gölge meselesini şimdilik kapatmış olalım. Belki bir sonraki Merkür Retrosunda devamı gelir 🙂

 

Yorumlarınız ve desteğiniz için şükran doluyum.

 

Eda

 

artwork: yana dhayana

Yorum Yap

E-Postanız güvende. Gerekli alanları doldurunuz*