Bu hafta 2019 boyunca üç defa tekrar edecek Neptün – Jüpiter döngüsünün ilk kare açısını deneyimleyeceğiz. Bu göksel olay bu haftanın en önemlisi olmakla birlikte koca bir yılı şekillendiren bir enerjiye sahip. Sırasıyla 13 Ocak, 16 Haziran ve 21 Eylül tarihlerinde zirve yapacak olan bu kare açı yapısı itibariyle içerisinde gerilim barındırıyor. Özellikle de iki gezegenin de kendi yönettikleri burçlarda olması, yani en güçlü konumda yer almaları enerjilerini daha da yoğunlaştırıyor. 

Neptün de Jüpiter de gözle görünür, elle tutulur olan her ne var ise onun ötesinde olana işaret eden gezegenler. Bazı noktalarda birbirlerine çok benziyorlar. İki gezegen de “neden buradayım?” “varoluşumun amacı ne?” “bütün bu gördüklerim kimin yaratımı?” Gibi çok temel felsefi sorularla bağlantılı.

Bu soruları istersek çok erken yaşlarda sormaya başlamış olalım, istersek hiç sormamış olalım bu iki gezegenin enerjisiyle, ilgili arketipleriyle yaşam boyunca iç içe geçeriz. Kimimiz içine doğduğu din veya dini öğretiler bu soruları zaten cevapladıkları için daha fazla cevaplar duymaya ihtiyaç duymaz. Kimimiz ise ya cevapların hiç olmadığı bir ortamda dünyaya gelir veya verilen cevaplar hiç yeterli gelmez ve arayışa devam eder.  En nihayetinde ise hepimiz bir şekilde “bundan daha fazlası veya daha ötesi” olduğunu sezeriz. Bu noktada Jüpiter ve Yay burcu bu sezgiyi takip ederek çıkılan serüvende oluşturduğumuz öznel değerlerle ve inançlarla alakalıdır. Hali hazırdaki bir dini bile algılayışımız ve uygulayışımız özneldir. Sorduğumuz varoluşsal sorulara bulduğumuz cevapları hep kendi egomuz üzerinden yorumlarız. Bazen bu inançlara sımsıkı tutunuruz çünkü bütün kimliğimizi onun üzerine inşa edilmişizdir. Ben hristiyanım, spiritüelim, şamanım, ateistim… gibi. Bu türden cümleleri kurarken aslında yukarıdaki temel felsefi sorulara “cevaplar buldum ve bence doğrusu budur” deriz. Bu ise ilerlemenin, keşfin önünde bir engel oluşturur. Yay burcundaki Jüpiter’in gölgesi çalışmaya başlar.

 

 

Neptün ve Balık burcu da aynı arayış içerisindedir. Balık zodyak çemberinin son burcu yani çemberin son halkasıdır ve Neptün de bu halkanın yöneticisi. Eğer olur da Jüpiter ve Yay burcuyla bağlantılı cevaplarımız yeterli gelmezse, daha ötesini görmek istersek, Balık burcu ve Neptün’e geliriz, yani son halkaya. Bütün cevapların ve hatta soruların eridiği yerdir burası, çünkü Neptün çözer, dağıtır. Artık ego burada kendinden emin bir şekilde bu şudur, o budur diyemez, kendi öznel bakışıyla filtreleyemez realiteyi. Jüpiter yapılan ibadet ise, Neptün o ibadet esnasında – eğer  yeteri kadar safsak- yaşayacağımız transandantal deneyimlerdir. Başka bir deyişle Jüpiter örgütlü dinse, Neptün de sufizimdir, semahtır.. Ancak eğer yeryüzünde yeteri kadar köklenilmemişse Neptün’ün enerjisi kara delik gibi içine çeker, dağıtır ve hatta yok eder. Bu da Balık burcundaki Neptün’ün gölgesidir. 

En nihayetinde ise Jüpiter de Neptün de öze, kaynağa dair arayışımızla bağlantılıdır. Her nefes alış verişimizin arkasında yatan biricik sebebin ne olduğunu anlamaya çalışırken kullandığımız enerjilerdir. Bu yıl bu iki gezegenin aralarında oluşan bu gerilimli açı, tam da bu noktada kırılmalar yaşayacağımızı gösteriyor. Yeri gelecek neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilemeyeceğiz. Zamanı gelecek, inançlarımızın egomuzla birlikte pul pul olup döküldüğünü göreceğiz. Kime inanacağımızı, hangi inanca, değere tutunacağımızı şaşıracağız. Varoluşa dair bildiklerimiz sarsılacak ve yerine yenileri gelecek.

Bu süreç içerisinde diğer gezegensel etkileri de göz önüne alırsak, karşımıza Pluto, Satürn ve Güney Ay Düğümü’nün Oğlak burcundaki ağırlığı çıkıyor. Özellikle Satürn yukarıda bahsettiğim sorunların panzehiri gibi çalışıyor bu yıl. Satürn zamandır ve hatta mekandır. Satürnsüz yani zamansız yaşanmış her ulvi, transandantal deneyim kayboluşa götürür. Dolayısıyla Neptün – Jüpiter enerjisini hazmetmek için önce Satürn’den yani maddi alemden geçmek gerekir. Ayaklarımız yere basmadan uçuşa geçemeyiz. Bu sebeple önce fiziksel realitemizde nükseden, tekrar eden sorunlarımıza ve sorularımıza çözümler bulmamız gerekiyor. Bu duruma muhteşem bir örnek olarak Ram Das’a ait bir öneri aklıma geliyor : Eğer aydınlandığını düşünüyorsan, git, ailenle bir haftayı beraber geçir! 

İşte tam olarak bu! 

Bunu inandığımız birini ve olayları anlamak için de kullanabiliriz. Zira Neptün – Jüpiter açıları tarihte aynı zamanda sahte peygamberlerin, guruların da ortaya çıktığı zamanlara denk gelir. Kanmakla kandırılmakla da alakalıdır. Oğlak burcundaki Satürn ise burada adeta oyun bozan olarak yer alıyor. Diyelim ki karşınızdaki kişinin sahici olup olmadığını artık anlayamıyorsunuz. Kandırıldığınızı düşünüyorsunuz. Emin değilsiniz. O halde hemen o kişinin maddi alemle nasıl baş ettiğini mercek altına alabilirsiniz. İlişkilerinde nasıl? Parayla, statüyle ilişkisi nasıl? Gibi gibi…

Kolektif olarak da güçlü etkileri olan Neptün – Jüpiter karesi etkisi altındayken dünyevi olayları da anlamakta zorlanabiliriz. Gerçek olduğunu sandığımız şeylerin aslında sadece varsayım olduğunu görmek yaşam denen bu muazzam gizeme bakış açımızı değiştirebilir. Mutlak kötü, mutlak iyi, doğru veya yanlışın olmadığını bir kez daha bize hatırlatan deneyimler bizleri bekliyor.

Bu noktada “belirsizlik” ile aramızı düzeltmekte fayda var 🙂 

Sevgiyle,

Eda O. Zakaria, ASA, MAPAI

2 Yorumlar

  • Kemal Yayınlandı Şubat 17, 2019 11:56 am

    16 Haziran ve 21 Eylül tarihlerinde zirve yapacak olan bu kare açı “Daha once cok yuksek beklentiyle istedigim seylerin Hayal kirikliklarini mi” yoksa ” Sonradan hayal kirikligina neden olacak yüksek beklentileri mi” gösteriyor. Yani kare acisi zamaninda “genel olarak” hayal kirikligi mi etkin yoksa şiskin hayaller mi?… Teşekkurler ..

    • Eda Ocak Yayınlandı Şubat 17, 2019 12:09 pm

      Merhaba Kemal, kare açı yapısı itibariyle çatışma demektir. Gerilim ve tansiyon vardır. Dolayısıyla bu süreçte daha çok varolan hayaller, beklentiler, gerçekçi olmayan isteklerimizle ve ayrıca inançlarımızla ilgili bir gerilim ortaya çıkar. Mesela diyelim ki uzun zamandır inandığın bir gurunun, şifacının, hocanın vb. birden tacizci biri olduğunu öğrenirsin. Bu süreçte bu haberin gerçek olması ve inançların arasında bir gerilim ortaya çıkar. O kişinin ulvi olmasıyla ilgili inancın ve beklentin darbe yemiştir. Bu durum bütün yaşama bakış açını bile değiştirebilir, o yüzden hemen kabul etmen de zor olur. Yani ortaya büyük bir gerilim çıkar ve haber gerçekse ve sen de bu durumu kabul ettiysen tabii ki hayal kırıklığı da olur. Ama işte en nihayetinde kabul edişle birlikte bir öğrenme süreci, yeni bir anlayış da açığa çıkar.

Yorum Yap

E-Postanız güvende. Gerekli alanları doldurunuz*