Tanrıça Ceres’in Bana Fısıldadıkları

Çığlık atar gibi ses çıkaran bir kuş var evimize yakın ormanda. Bu sabah kedilere mama verirken onlar bile kafalarını şöyle bir kaldırıp baktılar bu tuhaf sesin nereden geldiğine. Doğa ne çılgın 🙂 Bahar bizim buralara geldi.  Sabahları zıplayarak yataktan çıkmama az kaldı. Eskiden en çok yazı sevdiğimi sanırdım ama doğa içinde yaşamaya başlayınca anladım ki ilkbahar Yaradanın kendini en çok açık ettiği zaman, bambaşka. Dallarında açan çiçeklerin, vızıldayan arıların, hafif hafif yakan Güneş’in eşliğinde kahvemi içerek yazıyorum bu satırları. Benim için hayatın ritmi bu. Olabildiğine sakin. 

Eskiden böyle değildi tabii, isterdim ki hep bişeyler olsun hayatımda, yoğun geçsin günlerim, sıkılacak an bulamayayım. Güney Ay Düğümü ve Satürn Akrep olunca belli bir yaşa kadar hala Akrep etkisindeydim. Geçmişim, geçmiş yaşamlarımın etkisi de diyebiliriz buna. Akrep krizler peşinde olmayı anlatır, hep bir yoğunluk arayışı vardı. Hayaller kurardım üniversitedeyken, günlerimin hep yoğun, insanlarla dolu geçmesine dair. Her gün farklı bir uğraş peşinde olmak isterdim, taa ki yarı zamanlı çalıştığım organizasyon işlerindeki temponun, kaosun, rekabetin beni aslında ne kadar çok tükettiğini fark edinceye kadar. 

O zaman bilmiyordum ama bu farkediş aslında Akrep’ten Boğa’ya geçişimi simgeliyordu. Boğa benim Kuzey Ay Düğümüm ve bu yazının asıl konusu olan Ceres ile kavuşumda, 10. Evde. Ceres Yunan mitolojisinde toprak anayı sembolize eden bir tanrıça. Yerin üstünde yaşayan her canlı ondan sorumlu. Astrolojide ise ilk keşfedilen asteroidlerden biri. Danışmanlıklarımda eğer danışanın doğum haritasında vurgulu ise özellikle üzerinde durduğum bir asteroid. Benim doğum haritamda da Kuzey Ay Düğümü ile Boğa burcunda kavuşuyor olması 10. Ev konularıyla bağlantılı olarak önemli bilgiler veriyor. 

Doğum haritasında Venüs’ün dışında kadınlığın diğer veçhelerine anlamak için tanrıça asteroidlerini incelemekten baya zevk alıyorum. Çünkü ataerkil düzen astrolojide bile kadını iki gösterge üzerinden basite indirgiyor. Kadın, Ay ile anne ve Venüs ile de sadece eşe indirgeniyor. Şükür ki asteroidlerin keşfi ile -özellikle Ceres, Pallas Athena, Vesta ve Juno- kadınlığa dair bambaşka halleri de görebiliyoruz. Kadın olmaya dair eş ve anne olmanın dışındaki veçheleri de kapsıyor doğum haritası tanrıça asteroidlerini kullanmaya başladığınızda. Ceres ile tarım tanrıçası olarak kadının besleyen, yaratan vasıflarını görürüz. Emekçi, üreten, hayvanlarla ve bitkilerle uyum içinde yaşayan ve hayatta kalmak için toprak anaya saygı ve şükranı anlatıyor Ceres kadına dair. 

Benim doğum haritamda 10.evde olması dışarıdan nasıl göründüğüme, tanındığıma, algılandığıma dair bilgi verdiği gibi, benim nasıl görünür olmak istediğimi de anlatıyor. Yani neyi, nasıl yaparak, ne işle meşgul olarak dış alemde görünür olmamın bana iyi geleceğini söylüyor Tanrıça bana, çünkü KAD ile de kavuşumda. Ceres zaten toprak ana dedik, ee bir de bir toprak elementi olan Boğa burcunda. Yani anlayacağınız çifte kavrulmuş bir vurgu var doğaya, toprağa, bitkilere dair haritamda. Boğa burcu yaşamın bize sunduklarından zevk almak ve şükran duymakla bağlantılı. Anın tadını çıkarmak, aceleye getirmemek, gereksiz krizlere girmemek ve basit şeylerden zevk almak adına ehl-i keyif burcu. Yani Akrep’in tam tersi, yerin altı ile değil de üstü ile ilgili. 

İşte bu, mevzu bahis iş, yaratım, hedefler, inşa etmem, gerçekleştirmem gerekenler (10. Ev) olduğunda edinmem gereken tutum. Erken çocukluğumun büyük bir kısmını sevgili armut ağacımın tepesinde geçirmiş biri olarak Ceres’e katılmamam mümkün değil. Ancak dediğim gibi 20’li yaşlarımın sonuna doğru bunu farkettim ve İstanbul’dan ayrıldım. Dağ başında, ormanla çevrili olarak yaşamaya başlayalı 4 yıl oldu. Bu dört yıl içinde ne kadar değiştiğimi, dönüştüğümü tahmin edebilirsiniz. Adeta hayatıma huzur geldi, yavaşlayınca, basitleşince. 

Hala arada o Akrep tarafım dürter ve der ki hiçbir şey yapmıyorsun! Daha da güçlenmelisin, daha çok şey elde etmelisin, rekabet etmelisin. Ben de eğer o aralar olur da tanrıça Ceres’in sesini, kalp atışını duyacak kadar doğada zaman geçirmemişsem, hemen akrepleşir harekete geçmeye çalışırım. Diğer astrologlara bakar, bir Terazi olarak bolca kendimi kıyaslarım. Bak youtube videoları var, bak şu kadar takipçileri var, bak şunları bunları yapmışlar. Zehir sinsice kanıma girdikçe, huzurum kaçar, bir şey yapma telaşına girer, mennuniyetsiz bir şekilde ortalıklarda dolanırım. 

Taa ki bahçedeki ağaca konmuş adını bilmediğim ama gıdısının turuncu olduğunu bildiğim o muazzam sesli kuş ötünceye, ben uyanıp da dağın ardından doğan Güneş’in ortalığı nasıl da sarıya boyadığını görünceye kadar… Sonra içime zen rahiplerin huşusu çöker. 

ALL IS WELL. 

Boğa’ya geri dönüş başlar. Basit şeylerden inanılmaz zevk almaya başlarım. Basit derken gündelik hayatın ritmi içinde normalleşmiş şeylerden bahsediyorum yoksa hâşa Güneş’in dağın ardından doğuşu kadar muazzam bir şey var mı bu dünyada 🙂 

Alır kahvemi koluma konup duran sineği kovalayarak en sevdiğimi şey(ler)i yaparım; yazarım.  Danışmanlık veririm, yazarım, boş boş bulutlara, ağaçlara bakarım, bahçemde çapa yaparım. Bütün o kıyaslamalar, bir yerlere yetişmeye çalışmalar, bişey olma çabaları, başarılı olma zırvaları uçup gider. 

Boğa burcundaki Ceres’im bana fısıldar her zaman “Doğadan ilham al.” 

Hiç bir bitki çiçek açmak için telaşa gelmez. Yanındakini kıskanıp daha önce büyümeye çalışmaz. Yazı bildiği gibi kışı da bilir. En iyi bildiği şeyi yapar ve ortaya mis kokulu bir çiçek çıkar. 

Ben bu yaşamımda koşmaya gelmemişim. 

Boğa’da kalmanın verdiği huzur ile en sevdiğim şeyleri keyifle yaparak “olmaya” gelmişim. 

Her daim bir şeyler yapmaya, başarmaya, daha fazlasına koşullayan sistem içerisinde sade, yavaş, sakin ve az olan bana çok iyi geliyor. 

Bu tabii ki herkes için böyle olamaz. Benim KAD Boğa’da, ama eğer seninki Akrep’te ise artık bu yaşamında krizlerden kaçmak yerine biraz hareketlenme zamanı olabilir. 

Doğadan ilham bu işte; hiçbir şey aynı değil ama her şey aynı 🙂

Uyanan doğaya şükranla. 

Eda

 

Not : Düğümler konusunu ezbere bilgiyle anlamak zordur. Kuzey Ay Düğümü her ne kadar gitmemiz gereken yönü anlatsa da her haritada böyle çalışmaz, bazen aksi de olabilir. Bunun için detaylı bir analiz gerekir. 

 

Artwork : Rob Gonsalves

Yorum Yap

E-Postanız güvende. Gerekli alanları doldurunuz*