Terazi Olmanın Hüznü diye bir kitap vardı, bana hediye gelmişti. Yıllarca önce okumuştum ve sanırım içerik çok etkileyici olmasa gerek pek de hatırlamıyorum ne anlattığını. Ancak kitabın ismi hafızama bir çeltik atmış belli ki, hatırlıyorum. Günlerdir Terazi burcu üzerine düşünürken aklıma gelip duruyor; terazi olmanın hüznü…. İçerdiği arketipler, karakteristik özellikleri ve gölgesi ile hüzünden bahsedebiliriz elbet ama sanki daha çok sıkışmışlık hissi uyuyor Terazi’yi anlatmak için… Hüzün ise ifade edilememiş öfkeden sonra gelip çörekleniyor göğüs kafesine.

Terazi hakkında düşünmemin sebebi hem Güneş’imin hem de Venüs’ümün terazi burcunda olması elbette, ama son günlerde gelen Terazi stelyumlu danışanlar asıl sebep. Evet, çoğu zaman danışmanlıklarım esnasında söylediklerimi sanki kendime de söylüyormuşum gibi geliyor. Özellikle de doğum haritalarımız benzerlikler gösteriyorsa. Son günlerde gelen terazi ağırlıklı doğum haritaları ve danışanlardan aldığım geri dönüşler kendi içimdeki Terazi ile de yüzleşmeme vesile oluyor.

Ayrıca yakın zamanda deneyimlediğim birkaç olay Terazinin gölgesinin hayatımda hala nasıl da güçlü çalıştığını gösteriyor. Malum ilişkiler burcu ve gölgesi de en çok bu alanda kendini gösteriyor. Huzur bozulmasın, uyum devam etsin diye kendinden vazgeçmenin burcu Terazi. Yaşam da bu ya hep karşıma Terazi’nin gölgesini çalıştıran kişiler çıkıyor ki farkına varayım. Terazinin kefelerinin zorla dengede tutulamayacağını anlayayım diye.

Çocukken en yakın arkadaşım Koç burcuydu mesela, zıddımı bulup çekmiştim hayatıma. Söyleyemediğim kelimeler, haykıramadığım sesler boğazımda tıkanıp kalırdı. Herşeye evet dediğim gibi yargılandığımı bile kabul etmekte zorlanırdım. “Hayır, ben böyle değilim. Hayır, ben bunu istemiyorum.” demek sanki muazzam bir güç ve enerji gerektiriyordu. Cesaret edemediğim şey kim bilir başkaları için ne sıradandı, sıradan. Huzur bozulmasın diye çatışmadan kaçtığımda kendi içimde bir savaş çıktığını anlamam zaman aldı. Zaman aldı çünkü içimde çıkan savaşın sebebini hep diğerinde görüyordum. Tam zamanında söylenmesi gereken cümlelerimi havalara sallıyordum.

Gel zaman git zaman farkına vardım ki söyleyemediğim o cümleler canım dediklerimle aramda bir duvar örüyormuş. Terazi burcuna atfedilen diplomasi yüzünden, samimiyetle kurmak istediğim ilişkileri bulandırıyormuşum. Bu tavrın altında karşımdakini üzmemek ve hatta kaybetmemek gibi naif kaygılar olsa da samimiyet kaçıyormuş işte…

 

                        Foto: Bekir Donmez

 

Bu gerçeği görüp fark ettikten sonra değiştirdiğimi sanıyordum. Ta ki yakın zamana kadar. Bir dostla görüştükten sonra eve geldiğimde kırıldığımı ve bunu, o an o dosta söyleyemediğim için öfkeli olduğumu farkettim. Yine dilime yapışıp kalmış sözcükler ve ben. Alsana Terazi olmanın hüznü… Bu hüzün görüşülen insan sayısı arttıkça yukarı ve içe doğru da bir ivme çiziyor. Bu sebeple de Terazi burcu her ne kadar sosyal bir burç olsa da kendi için de Jeffrey Wolf Green’in de söylediği gibi iki uç döngü yaşıyor. Astrolog Jeffrey W. Green Terazi burcu & arketipi hakkında yaygın bir yanlış anlamadan bahsediyor ve aslında bu burcun dengede olmadığını, denge kurmayı öğrendiğini söylüyor. Bu dengesizlik de kendini en çok ilişkiler alanında gösteriyor. Terazi enerjisi güçlü kişilerin hayatında birçok insanla görüştüğü, oldukça sosyal olduğu bir dönemden sonra daha içe çekildiği bir dönem takip ediyor. Yani iki zıt uç arasında – aşırı sosyallik ve aşırı izolasyon – gidip geliyor. Bu aşırılık üzerine olan dinamiğin sebebi ise Terazinin kendini bu sosyalleşme süreci üzerinden tanıması. Diğerleriyle kurduğu ilişki üzerinden kendisi hakkında bilgi toplayabiliyor. Fakat bunu yaparken kendi merkezini kaybetmesi ve bilgi fazlalığı tükenmişlik haline sebep olabiliyor. Bu durumda içe çekilme zorunluluk oluyor. İzolasyon yolu ile kişi kendi merkezine dönebiliyor ve kendisi hakkında topladığı bilgiyi işleyebiliyor. Tabii ki bu yalnızlaşma isteğinin altında ayrıca yukarıda bahsettiğim gölge yönün etkisi de büyük. Zira ilişki içerisinde o huzuru korumaya çalışmak, kendinden ödün vermek ve  merkezini kaybetmekle sonuçlanıyor. Benim için bu döngü her ay dünyanın her yanından en az 30 insanla tanıştığım eski işimi bıraktıktan sonra bir mağaraya sığınma dürtüsü ile zirveye çıkmıştı. En nihayetinde bir mağaraya sığınmadım ama dağ başında bir evde eşimle 2 yıl geçirdim. İlk yıl içinde olduğum izolasyon sayesinde merkezime gelip dengelenebildim.

Terazi burcunun ilişkilerle ilgili bir diğer çıkmazı ise kendi ihtiyaçlarının farkına varmakta zorlanması olabiliyor. Çalışmalarını takip ettiğim bir diğer astrolog Mark Jones, sağlıklı bir ilişkide kişinin Venüs’ün yönettiği diğer burç Boğa ile bağlantılı olan ihtiyaçlarının farkına varmasının önemini vurguluyor. Eğer kişi kendi ihtiyaçlarının farkına vardığı bir olgunluğa erişememişse bu ihtiyaçları karşısındakine projekte edebiliyor. Birçok ilişki problemi kişinin kendisi hakkında çözülmemiş his ve duygularının, kendi ihtiyaçlarının (Boğa) farkına varmasını engellediği için ortaya çıkıyor. Diğerleriyle olan ilişki (Terazi) kişinin kendisi hakkındaki gerçekçi olmayan beklentilerini karşısındakine yansıtmasından dolayı zedeleniyor. İronik olarak da birçok Terazi burcu insanı ( veya haritasında güçlü Terazi vurgusu olanlar) kişisel ihtiyaçlarının ebeveynleri tarafından görülmediği bir aileye doğarlar. Birey daha çok erken yaşlarda ihtiyaçlarını dile getirmenin birşeyi değiştirmediğini görür. Ailesi tarafından bu ihtiyaçlar ya yok sayılır ya da aile kendi idealine göre çocuğun neye ihtiyacı olduğuna karar verir. Çocukluktan gelen bu travmatik deneyimler ilerleyen yıllarda kişinin ilişkilerinde ihtiyaçlarını bilmeyen, bilse bile dile getiremeyen birine dönüşmesine sebep olur. Bu durum da ilişkilerini etkiler ve ilişkideki Boğa burcu prensibi göz ardı edilir. Bu sebeple Terazi enerjisi güçlü olan kişilerin sık sık  “Neye ihtiyacım var?” “Hangi karşılanmayan ihtiyacımı ilişkide olduğum kişiye projekte ediyorum?” gibi soruları sormaları faydalı olabilir. Zira astrolojik olarak da Terazi burcu Yengeç (aile, duygusal ihtiyaçlar, ebeveynler) ve Oğlak burcuna ( olgunluk, sorumluluk) kare açı yapar. Benim Aslan enerjim yoğun olduğu için bu sorunu yoğun bir şekilde deneyimlediğimi söyleyemem, ama yine de zaman zaman karşılanmamış ihtiyacımı eşime projekte ettiğim yani ondan beklediğim için hayal kırıklığına uğradığımı farkediyorum.

Bu arada bu yazdıklarım siz Terazi burcu olsanız da sizin gerçekliğinize uymayabilir; çünkü doğum haritanızda başka etmenler daha güçlü çalışıyordur. Mesela doğum haritanızda yoğun Koç, 1. Ev vurgusu veya Mars enerjisi varsa; Terazi burcu olsanız da kendi ihtiyaçlarınızın farkındasınızdır ve bunu ön planda tutarsınız. Demem odur ki bu yazı tipik bir Terazi burcu kadını & erkeği yazısından çok Terazi burcu üzerine kafa yorma yazısı 🙂

Bakalım yukarıda bahsettiğim dostuma neye, niçin kırıldığımı, öfkelendiğimi söyleyecek olgunluğa (oğlak) erişebilecek miyim? Şimdilik hala içimden bir ses oluruna bırak diyor ama biliyorum ki bu ses aslında sorunlardan kaçarken kendime bahane bulduğum bir ses.

 

Sevgiyle,

Eda Ocak Zakaria, ASA, MAPAI

2 Yorumlar

  • Koç numarası yapan Terazi Yayınlandı Şubat 6, 2019 11:11 am

    Benim güney ay düğümüm Terazi ve yöneticisi Balık burcunda güçlü. Bir de 8. evde ve Plütondan üçgen açı alıyor. Boğa’da ay mars kavuşumum var. Kısacası bırakmakla ilgili sorunlarım var 🙂 Ondan böyle uzun yazdım sabitliğimi anlayın diye. Bir de güneş,jüpiter ve mc de koç. Ama bir gad terazi ve venüs balık öyle güçlü ki stelyum bana mısın demiyor. Ben de öyle bir aileye doğdum Terazi gibi davranmaya mecbur bırakıldığım. 2 ay sonra 32 olacağım ve öyle zor ki söyleyebilmek, isteyebilmek…Bir başkasının işi hallolsun diye yarım saat sonraki trene binmek istemeyen, o yarım saatin kıymetini bilen Koç stelyumlu gad koç olmak istiyorum mesela. Ya da sınırlara saygı duymayan, her koşulda kendi dediğini direten, kırmaktan gocunmayan, hep kendini haklı gören arkadaşım gibi olmak istiyorum. Çok zor bu terazilik çok…..Sizde kendimi gördüm desem. Söyleseniz de siz rahatsız olacaksınız, belki bu rahatsızlığın verdiği hisle haklıyken haksız çıkarsınız ama yine de söyleyin. Öyle ağır bir yük ki, zaten karşı tarafa aktarmadan ağırlığı altında kendi eziliyor Terazicik.. Ya giderse, ya üzersem, on sene yas tutar bir de…Giden gitsin oysa, elalem nasıl çatır çutur kırıyor zerre düşünmeden, nasıl rahat, nasıl gamsız…Ağlama duvarı oldu yorum duvarı kusura bakmayın ama çok yıldım artık bu huyumdan. Olan bana oluyor, ömrümden gidiyor ve hala bırakmamak için boğa inadımla direniyorum…

    • Eda Ocak Yayınlandı Şubat 6, 2019 11:25 am

      Samimiyetin için çok teşekkür ederim 🙂 GAD gerçekten de bir kara delik gibi içine çekebiliyor. Oysa ki KAD’a gidebilmek için desteğin de bolca var ( koç güneş ve MC) belki şu an dile geldiği için bir kırılma yaşanır ikimiz için de ve böylece ihtiyaçlarımızı, kırgınlıklarımızı dile getirebiliriz korkuya rağmen. Pluto akrepte olduğu için krizlerden korkumuz da çok güçlü…

Yorum Yap

E-Postanız güvende. Gerekli alanları doldurunuz*