Birkaç gün önce Toko-Pa’nın “ Your Rebellion Is Necessarry” & “ İsyanın Gerekli” adlı yazısını okuduktan sonra zihnimde düşünceler dans etmeye başladı. Yazının ismi doğrudan Uranüs’ü çağrıştırıyordu ve ben de zaten oldukça Uranüsyen günler geçiriyordum. Benim hikayeme geçmeden önce biraz Toko-Po ne diyor özet geçeyim.

 

Hepimiz biliriz ki ergenlik döneminde ortaya çıkan yoğun bir isyan duygusu vardır. Çocukluk döneminde, ailemiz ve içinde yaşadığımız kültür ve toplum tarafından bize verileni çok az sorgulayarak kabul ederiz. Anne ve babalarımızın herşeyin en doğrusunu bildiğini, öğretmenlerimizin bize hep en doğrusunu öğrettiğini varsayarak verileni alır özümseriz. Ancak 13 yaşından sonra işin içine hormonlarımız ve başka etmenler de girinci herşey değişir, adeta gözlük değiştiririz. Dünyanın pek de bize öğretildiği şekilde olmadığını anlamaya başlarız. Bu anlayış süreci beraberinde yoğun bir öfke de getirir ve isyan duyguları fokurdamaya başlar. Modern toplumlarda ergenlik döneminde ortaya çıkan bu isyan patolojik bir vaka olarak ele alınır ve ilaçlarla bastırılmaya çalışılır. Bir çok ebeveyn paniğe kapılır ve terapist kapıları aşındırır. Bu noktada Toko-Po ergenlik döneminde ortaya çıkan bu öfke ve isyan duygularına patolojik bir vaka olarak bakılmasının gençlere verdiği zarardan bahsediyor.  Kültürümüzün geleceğini şekillendirenler olarak, birçok kültürün yetişkinliğe yönelik ritüel girişimler yapmasının bir nedeni var. İsyan, gerekli saygı gösterilirse, sürdürülebilirliğimizi sağlayan toplumla gerekli bir karşılaşmadır, diyor.

Hatırlarsanız o yaşlarda bir yabancılaşma ve aidiyetsizlik hali gelir kalbimize. Bu halin kalbimizde yarattığı öfke ve acının gerekli olduğunu söylüyor Toko-Po. Çünkü bu öfke ve acı sayesinde kişi gerçekleri dile getirme motivasyonu bulabilir. Gençlerin anlaşmazlıklarında ve adalet hakkında konuşma istekliliğinde, vahşi bir yaratıcı enerji deposu yaşıyor ve büyüyor. Eskiden ve hala, bazı topluluklarda bu geçiş çok büyük bir öneme sahiptir ve bunu onurlandırmak adına ritüeller yapılır. Kişinin topluluğa olan katkısı, kendine has düşünceleri, fonksiyonunu yitirmiş olanı görüp ona isyan etmesi onurlandırılır. Ancak modern toplumlarda ise gençler bu geçişi depresyon ve dışlanma ile deneyimliyorlar. İtaat etmeleri, sürüp gidene ayak uydurmaları için bastırılıyorlar.  Her yaşta isyan, bizim dışlanmış hissetmemize neden olur ve bir anda ailemizin, topluluğumuzun “kara koyunu” haline geliriz. Ancak kara koyunlar toplumun sanatçıları, vizyonerleri ve şifacılarıdır; çünkü eskimiş ve bozulmuş veya bütünlük olmayan yerleri sorgulamaya istekli olanlardır, diyor Toko-Po.

 

                                                                 Alişler Yurdu

 

Uranüs ise bu tarzdan bir isyanın görünmez boyuttaki uzantısıdır. Bir başka deyişle ne zamanki içinde bulunduğumuz mekan, zaman ve sisteme uyum sağlayamaz hale gelirsek, kendi hayatımıza ve hatta kendimize bile yabancılaşırsak Uranüs aslında ona uyumlanmamız için davet ediyordur. 14 yaşındayken doğum haritamızdaki Uranüs, gökyüzünde geçiş yapan Uranüs tarafından 60 derecelik açıyla tetiklenir. Bu tetiklenme gerilim içermese de doğumumuzla enerjisini bedenlediğimiz Uranüs ilk defa aktive olur. Böylelikle içimizdeki “kara koyun” aniden uyanır ve sistemdeki delikleri, hataları görmeye başlar.  Uranüs’ün en güçlü etkisi ise kendini  42 veya 43 yaşında gösterir, bu dönemde geçiş yapan Uranüs doğum haritamızdaki Uranüs’e karşıt açı yapar. Tabii ki bu yaşta ergenken deneyimlediğimiz gibi bir isyan hissetmeyiz. Ancak aidiyetsizlik, yabancılaşma ve bir şeyleri değiştirme motivasyonu o zamanki gibi güçlüdür.

Bu yaşlarda herkes Uranüs’ün bu uyandırıcı etkisini deneyimler. Uyanıp uyanmamak ise kişiye bağlıdır. Bir de bireyin doğum haritasına özel Uranüsyen tetiklenmeler vardır ve herkes aynı şekilde deneyimlemez. Bu tamamen ruhsal planda yapılan seçimlerle bağlantılıdır. Mesela benim ruhsal planımda Uranüs- Güneş kavuşumu var mı bilemem, daha doğrusu bunu deneyimlemeye ömrüm yeter mi bilmem. Ancak şimdi Boğa burcu olanlar veya geçen 7 yılda Koç burcu olanlar bunu deneyimlediler. Uranüs doğum haritalarında Güneş’lerini tetikledi  ve tetikleyecek.

Eşim bu insanlardan biri, 4 derece Boğa’daki Güneş’inin üstünden Uranüs geçti; yani gökyüzündeki Uranüs ile doğum haritasındaki Güneş kavuştular. Bu etki Uranüs’ün retrosu ile birlikte 1 yıl sürecek. İlginçtir ki aynı dönemde Uranüs benim doğum haritamın da MC denilen tepe noktasından geçiyor. Güneş kadar güçlü bir kavuşma olmasa da bu, ben de özellikle de kariyer konusunda Uranüs’ün çağrısını hissediyorum.  Yani biz aynı anda büyük uyandırıcı Uranüs’ün etkisi altında, kendimizce ergen isyanı deneyimliyoruz. Tabii ki bu dışarıya yönelik bir öfke ve acı olarak kendini göstermiyor çünkü aynı zamanda ergenken deneyimlediğimiz gibi hormonal değişiklikler yaşamıyoruz. Ancak ikimizde çok güçlü bir şekilde “upgrade” etmek yani bir şeyleri değitirmek, kendimizin bir üst modeline evrilmek istiyoruz. Ben bunu daha çok kariyer, iş alanında hissediyorum. Bu sebeple son aylarda sürekli daha farklı, daha özgün ne yapabileceğimin arayışındayım. Video çekeyim, podcast yapayım, şu kursu alayım, bu kitabı okuyayım derken hep astrolojiye odaklanmıştım. Ancak Uranüs aynı zamanda “beklenmeyeni bekle” gezegeni; haliyle bir gün çoook eski bir hayalim aklıma düştü. Arkasından da çılgın eşzamanlılıklar geldi.

Ben çook eskiden böyle bitki yetiştiriciliği gibi birşeyler yapmak isterdim. İş yerim böyle kocaman bir bahçe olsun diye hayaller kurardım. Bu hayalimi tam hatırladığım zamanda ki Uranüs o esnada haritamdaki MC ile kavuşuyor, canım Filiz bir link paylaştı herbalizm hakkında. 9 gün boyunca 24 saat içerisinde ücretsiz izleyebileceğim muhteşem herbalizm belgeselleri yayınlandı. Ben birden kendimi her gün elimde kağıt kalem 1,5 saatlik videoları izlerken buldum. Bir sürü bitki ve ilaç yapma yöntemleri öğrendim.

Aynı zamanda sosyal medyada Alişler Yurdu’nda, permakültür kursu olduğunu gördüm. Eşime bahsettim ve hoop biz birden ellerimizde çamurlar doğal yollarla fırın yapıyoruz, nasıl doğaya zarar vermeden sebze yetiştirilir öğreniyoruz.

Hocamız Matthew, hergün pratik, teori ve oyunları harmanlayıp bize hem kadim hem de yeni yöntemlerle doğayla uyumlu bir şekilde yaşamanın yollarını öğretiyor. Konfor alanımızın nasıl dışandayız anlatamam ve bir Boğa olarak bu eşim için bir devrim adeta 🙂

Permakültür, konvansiyonel tarımın “kara koyunu”yani varolan sistemin yanlışlığına bir isyan. İçinde bulunduğumuz sistemin zehrine, panzehir de diyebilirim.  Sonuç olarak ikimizde Uranüs’ün uyandırıcı, aydınlatıcı enerjisini bu 4 günde çok yoğun bir şekilde deneyimledik. Ufkumuz genişledi. Peki ne değişti? Bu henüz elle tutulur bir belirginlikte değil. İçimden bir ses herbalizm öğrenmeye yani bitkilerin ve ağaçların gizemli dünyasına yolcuğa devam edeceğimi söylüyor. Marwan ise bir arazi alıp permakültür uygulama hayalleri içerisinde. Bakalım bu Uranüsyen değişim arzumuz bizi nerelere götürecek, hangi kapıları açacak.Bundan yıllar önce Uranüs doğum haritamda 9. Eve ilerlediğinde, varoluşu anlamaya yönelik büyük bir arayış içerisine girmiştim. Algımı “upgrade” etmek istiyordum ve mucizevi bir şekilde hayatıma astroloji girmişti.

Uranüs’ün çağrısı güçlüdür ancak bu çağrıya kulak verip takip etmek ise tamamen özgür iradeye bağlı… Eğer Uranüs kapınızı çalıyorsa, bilin ki isyan etme, içerdeki “kara koyunu”dışarıya salma zamanı. Deneyimlerimden anladığım ise o Uranüsyen düşünce yani tohum zihninize düşer düşmez hareket etmek çok önemli. Uranüs’ün enerjisi, astrolojide şimşek çakmasıyla bağdaştırılır, yani tohum zihne düşer düşmez harekete geçmek, adım atmak gerekir. Zamana bırakıldığında ise, o tohum orada yeşeremeden kurur gider. Bu “dünya turu yapmak istiyorum” diye bir ani düşünce geldiğinde hemen uçak biletini almaya benzer 🙂

 

10 derece Yay’daki Uranüs’üme şükranla…

Sevgiyle,

Eda

Yorum Yap

E-Postanız güvende. Gerekli alanları doldurunuz*