Uranüs-Satürn Karesi : İç coğrafyanda yetişen endemik bitkin

Keskin köşeleri, virajlı yolları, kıvrak patikaları ve uçurumları bol olan bir coğrafyada yaşamaya başladım. Kimi zaman yürürken kimi zaman da arabayla yolun kenarında ilerlediğimde yüreğimin okyanus gibi kabardığı anlar oluyor. Yanlış bir adımla kayalıkların aşağısına yuvarlanabilirim, direksiyonu hafifçe kırsam bütün hayatım değişebilir. Yaşamın sınırlarda ve de kenarda keşfedileceği düşüncesi de işte bu anlarda beni ziyaret ediyor. Eğer yolun kenarında ilerlemez de güvenli alanıma çekilirsem yüreğimin varlığını bu şekilde hissetmiyorum, uçurumun ardında saklanan muazzam manzarayı hep ıskalamış oluyorum. Yolun ortasında değil de kenarlarında bütün hücrelerimle orada oluyorum, pür dikkat kesiliyorum. Gün batımını, yolun kenarına tutunmuş o endemik çiçeği ancak kenarda, sınırda ilerlediğimde görebiliyorum.

Kendi iç coğrafyamda da keskin köşelerim, virajlı yollarım, kıvrak patikalarım ve uçurumlarım var aslında. Ve çoğu zaman bu coğrafyada bildiğim güvenli yollardan yürümeyi tercih ediyorum. Olur da yaşam beni kendi iç coğrafyamda kenarda ilerlemeye, farklı arazileri de görmeye zorlarsa hızla geri dönmeye pek istekliyimdir. Bu kenarlardan, sınırlardan ve dahi köşelerden kaçınma hali bana özgü değil, bir ortak insanlık hali biliyorum. Zor olandan, acı olandan, korkutucu ve farklı olandan kaçınmak bir hayatta kalma stratejisi elbette ki. Bu sebeple çoğu zaman bilinçli bir seçim olmuyor bu kaçınma hali. Ancak iç coğrafyada da dış coğrafyada da kenarlardan, sınırlardan kaçındıkça kaçırdığımız muazzam fırsatlar olduğunu deneyimledikçe görebiliyorum.

Üstelik ilginçtir ekolojide de bu söylediğimin bir karşılığı var. “Edge effect” olarak geçen bu durumu kısaca şöyle gözünüzde canlandırabilirsiniz. Sık ormanlık bir alanın hemen yanı başındaki “boş” toprakları, ya da bozkırdan ormana geçiş gibi iki farklı bitki örtüsünün yan yana varlığını sürdürdüğü bir manzara hayal edin. İşte bu iki farklı habitatın geçiş yaptığı yerlerde, kenarlarda daha fazla biyolojik çeşitlilik olduğu gözlemlenmiş. Yaşam kenarlarda çok daha canlı ve zengin. Aynı şeyi kendi zihnimin ekosisteminde de gözlemleyebilirim. Yaşam kendi “normal” seyrinde ilerlerken yani ben alışkanlıktan işlerken zihnimin de alışık olduğu bir coğrafya var ve oradaki düşünceler, fikirler ve inançlar belli bir bitki örtüsü oluşturuyor. Çoğunlukla bu bitki örtüsünün ürettiği oksijenle yaşamda işlev gösteriyorum. Kim olduğum, neyi sevdiğim, neyden korktuğum, nasıl tepkiler verdiğim bu coğrafya üzerinde hep aynı şekilde kendini gösteriyor. Kendimi hep bu coğrafyadan tanımlıyorum. Taa ki yaşam beni bu arazinin kenarına doğru itene kadar. Bu olduğunda farklı bir ekosistemle karşılaşıyorum. Daha zengin, çeşitli ve hatta daha vahşi. Krizler bu sebeple muazzam fırsatlara dönüşüyor. Krizler sayesinde başka bir insana dönüşmüyorum aslında, kendi iç coğrafyamdaki farklı ekosistemleri keşfediyorum. Krizler beni kenarda ilerlemeye zorluyor. Kenarda ise korkumla cesaretim, yasımla neşem, deliliğimle aklı selimliliğim, kudretimle incinebilirliğim beraber yetişiyor. Kimi zaman da kendi iç coğrafyamda yetişen endemik bir bitkiye rastlıyorum ki bu aslında bütüne sunacağım bir armağan oluyor. 

Kenarda ilerledikçe bozkırların da, ormanların da ve de çorak arazilerin kendi içimde izini sürebiliyorum. Kim olduğuma dair çok daha geniş bir idrakın fırsatını sunuyor bana krizler; çünkü kriz varken kenarda, sınırda yol almaya başlıyorum. 

Krizler dışında beni kendi iç coğrafyamdaki ayak basılmamış topraklara ve de kenarlara ulaştıran bir başka fırsat daha mevcut. Meditasyon ile gün içinde belli bir loop’a düşmüş zihnimin farkına vararak iç coğrafyamın neden belli bir bölgesinde sıkışmış kalmış olduğumu anlayabiliyorum. Oradan çıkmanın yollarını bu sayede keşfedip ekosistemimdeki farklı yaşam ihtimallerini keşfedebiliyorum. Meditasyon ile kenarda yürümeyi öğreniyorum. Kenarda kendim olmanın daha önce hiç bilmediğim boyutlarını deneyimliyorum. 

Satürn ve Uranüs arasında yıl boyunca süregiden dans ile kenarda yol almaya çağrılıyoruz. Eski ben ile yeni ben arasında bir seçim gibi görünse de bu, aslında sadece daha önce girmediğimiz arazileri adımlamamız, iç ve dış coğrafyamızda kenarda ve de sınırda ilerleyerek bize has olanı keşfedebilmemiz için bir davet bu. Kenarlar, sınırlar alışılmışın dışında bir rota olduğu için Uranüs ve Kova ile sembolize olan farkında ve uyanık bir yaşamın rotası aslında. Harita yok sadece mevcudiyet var. 

Yorum Yap

E-Postanız güvende. Gerekli alanları doldurunuz*